İşte o video ;
İntikam gittigidiyor profil sayfası da burda
Bu'da SDN'den bi arkadaşın yorumu :
İlk izlediğimde bayaa bi reklam kokusu aldığım için, internetten bu reklam hakkında yapılan araştırmaları okudum ve kesin reklam olduğu kanaatine vardım. Gerçekten güzel hazırlanmış fakat daha önce Brezilya'da bir firmanın benzerini yapmış olduğu bir reklam
1 - Gittigidiyor'da ürünleri 1 tl den alanların yorumları çok yapay, okursanız farkedeceksiniz
2 - Reklamda Mert diye geçen elemanın yüzü, nedense tam olarak gösterilmiyor. Oysa ki intikam almak isteyen biri, Mert'in yüzünü gösterse onu daha utandırabilirdi. Begüm'ün neden fotoğrafı yok?
3 - Gittigidiyor'da daha bir hafta önce alınan bir üyenin adı "intikam" olamaz. Gittigidiyor gibi yıllardır popüler bir sitede, 1 hafta önce "intikam kullanıcı adını alamazsınız, çünkü çoktan alınmıştır
4 - Gittigidiyor'da ürünün 17.30'da satın alındığı belirtiliyor. Nasıl oluyorsa, ertesi gün öğlen ürünü satın alanlar yorum yazıyor. Hepsiburada veya benzeri siteler bile bu kadar hızlı teslimat yapamıyor
5 - Kız fazla güzel ve kendisinini aldatan birine ve arkadaşına küfretmiyor, gerizekalı, kaşar gibi basit kelimeler kullanıyor
6 - Çekim kalitesi çok iyi ve kzın giysileri ve dekor süper hazırlanmış.
Bütün bunları topladığımda reklam olduğuna karar veriyorum. Tabi karar size kalmış
Artık karar sizin :)))
Hayatımız MSN olmuş! İlginç araştırma!
Windows Live Messenger 10 yaşını kutluyor. Bir günde MSN'e bağlanan insan sayısı çoktan ABD nüfusunu geçmiş durumda.
330 milyon aktif kullanıcısı ile dünyanın en büyük sanal topluluklarından birini oluşturan Windows Live Messenger'in, 306 milyon nüfusa sahip ABD'den daha kalabalık bir insan topluluğuna ev sahipliği yapıyor.
Bir kullanıcının mesaj göndermek için ortalama günde en az 3 kez Windows Live Messenger'a bağlandığı, sohbet için anlık mesajlaşma yazılımı kullananların birbirlerine gönderdiği mesaj sayısı günde 9,4 milyarı buluyor.
474 BİN KİLOMETRE MESAJ
Windows Live Messenger mesajlarının A4 boyutlarında kağıtlara geçirilerek kağıtların birbirlerine eklenmesiyle 474 bin kilometrelik bir yol oluşturacağı hesaplanırken, bu kağıtların toplam ağırlığının ise 67 bin 900 ton olacağı tahmin ediliyor. Mesajlarının kağıtlara yazılması halinde ise günde 2,8 milyon ağacın kesilmesi anlamına geliyor.
Microsoft’un 31 binin üzerinde Windows Live Messenger ve Windows Live Hotmail kullanıcısıyla gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları oldukça ilginç.
Microsoft, dünyanın en fazla kullanılan anlık mesajlaşma yazılımı Windows Live Messenger için ülkemizde kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi.
Microsoft - Universal McCann işbirliği ile Windows Live Messenger için Şubat - Mart 2009 aylarında online ortamda gerçekleştirilen dev araştırma, kapsama alanı itibarıyla Türkiye'deki İnternet kullanıcılarının ayrıntılı bir profilini de ortaya koydu.
% 72'si erkek, % 28'i kadın olmak üzere 31.764 kişinin katıldığı Windows Live Messenger araştırması, aynı zamanda büyük ve renkli bir tüketici topluluğunun beğenileri ile tüketim alışkanlıklarına da ışık tutuyor.
Türkiye sayısı 29 milyon olan Windows Live Messengerkullanıcısı ile dünyada Brezilya'dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Ayrıca yine Türkiye 27 milyonluk Windows Live Hotmail kullanıcı sayısıyla ABD ve Brezilya'dan sonra dünyada üçüncü sırada geliyor.
Araştırma sonuçlarını detaylı olarak görmek için burdan buyrun
330 milyon aktif kullanıcısı ile dünyanın en büyük sanal topluluklarından birini oluşturan Windows Live Messenger'in, 306 milyon nüfusa sahip ABD'den daha kalabalık bir insan topluluğuna ev sahipliği yapıyor.
Bir kullanıcının mesaj göndermek için ortalama günde en az 3 kez Windows Live Messenger'a bağlandığı, sohbet için anlık mesajlaşma yazılımı kullananların birbirlerine gönderdiği mesaj sayısı günde 9,4 milyarı buluyor.
474 BİN KİLOMETRE MESAJ
Windows Live Messenger mesajlarının A4 boyutlarında kağıtlara geçirilerek kağıtların birbirlerine eklenmesiyle 474 bin kilometrelik bir yol oluşturacağı hesaplanırken, bu kağıtların toplam ağırlığının ise 67 bin 900 ton olacağı tahmin ediliyor. Mesajlarının kağıtlara yazılması halinde ise günde 2,8 milyon ağacın kesilmesi anlamına geliyor.
Microsoft’un 31 binin üzerinde Windows Live Messenger ve Windows Live Hotmail kullanıcısıyla gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları oldukça ilginç.
Microsoft, dünyanın en fazla kullanılan anlık mesajlaşma yazılımı Windows Live Messenger için ülkemizde kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi.
Microsoft - Universal McCann işbirliği ile Windows Live Messenger için Şubat - Mart 2009 aylarında online ortamda gerçekleştirilen dev araştırma, kapsama alanı itibarıyla Türkiye'deki İnternet kullanıcılarının ayrıntılı bir profilini de ortaya koydu.
% 72'si erkek, % 28'i kadın olmak üzere 31.764 kişinin katıldığı Windows Live Messenger araştırması, aynı zamanda büyük ve renkli bir tüketici topluluğunun beğenileri ile tüketim alışkanlıklarına da ışık tutuyor.
Türkiye sayısı 29 milyon olan Windows Live Messengerkullanıcısı ile dünyada Brezilya'dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Ayrıca yine Türkiye 27 milyonluk Windows Live Hotmail kullanıcı sayısıyla ABD ve Brezilya'dan sonra dünyada üçüncü sırada geliyor.
Araştırma sonuçlarını detaylı olarak görmek için burdan buyrun

LOST SONGS OF ANATOLIA - Anadolunun Kayıp Şarkıları
Image by Brooklyn Museum via Flickr
Festivalin en ilgi gören filmlerinden olan ve ek gösterimi dahil kapalı gişe oynayan filmle ilgili olarak, çeşitli yabancı festival temsilcileri ile de resmi davet öncesi ön görüşmeler yapıldı.
Babylon'da filmin müziklerinden oluşan bir de konser verildi. En az film kadar ilgi gören konseri veren "Nezih Ünen Group" şu müzisyenlerden oluşuyor:
Alp Ersönmez : Bas
Mert Önal : Davul
Sarp Maden : Gitar
Serhat Ersöz : Keyboard
Osman Aktaş : Kaval
İzzet Kızıl : Perküsyon
Nezih Ünen : Saksofon, keyboard
Konserde konuk sanatçı olarak Kubat, Aynur Haşhaş ve filmde oynayan Mehmet Demir yer aldı.
Fragmanlar için burdan buyrun

Kader ortağım'dan....
Çok değerli dostum sinan abimizin bi kaç şiiri :) postmodernmiş şiirler
******************
belki bir gün
sadece telaşımız yaşamak olduğunda
kalbimiz terbiye edilmişken yaşamakla
uzaklara gideriz
saçlarını sadece ben görebilmişken
içimdeki ağlama hissini bir göçmen kuşa emanet ederek..
içini senin gözlerinin ancak doldurabileceği bir masal boşluğu
sonrasını bilmediğimiz bir kent filmi izleriz
sen ağlamak için benim uykumu beklersin
ben şimdi ve bütün zamanlar için
bir uykuya dalarım
içimde yaşanmış olan ne varsa senin yüreğinde bağışlayıp
bütün cümlelerimi boyununa asarak
ve mümkünse annemden başlayarak beni seversin
sonra ben hiç görmediğim bir kasabada uyanırım
senin sesinden- artık geldık korkma dedığini duyarak
bir ten bir vatan karşılıklı iki eşitsiz içinde
ben bir armağana bakar gibi bakarken gözlerine
az sonra başlayacak olan yağmuru sabırla beklerken
bütün küfürsüz cümlelerimi tek tek ormana salarım
Sinan Kılıçarslan
**********************************
Özo dostum (yada bir çizgi film)
neresinden baksan bir şair esmeri
ancak bir şairin imkanı gözleri
bir dostun kalem kırması
bir var olma ma teşebbüsü
yazılan her sözcükte eskiyen bir yüz
sarışın kadınların yuva yıkma endişesi
bir aha kaderi yazılan
kalem tutan elin
acemi tüccarlığı
kalbin tere, bedenin aşka emaneti
bir kızın postmodern bekleyişi
bir dostun kalem bereketi
her çiçek açtığı toprağa mahkumdur
sen şimdi filiz versende
yaşadığın yerler haber bültenlerinde hep uzak
ve karla karışık yağmurlu
bunun için yaşadığın aşklar ne kardır nede yağmur
iki elin merhabasında
kahvenin mekan olduğu
''emek''leyen günlerde
bir güneşe bir toprağa saygıyla bakarken
belki bir ''görüşme''borcumuz vardır..
Sinan Kılıçarslan
***************************
Otogar
beklemek duygusu en çok otogarlarda güzeldir
yeni yetme oğlanlar ilk göz yaşını orda dökerler
ve ayrılık zamana dönüşüp otogarlarda vedalaşmak olur
sallanan her el birazda gidenin niyetinedir
hani ilk defa seviyor olmanın acemiliği
hep otogarlarda atılır
bir kenti az önce bir bilet parası ile değiş dokuş ederken
ayrılmış iki el arasında tiz bir ses
'' otobüsümüzün bütün ayrlıklar için hareket saati gelmiştir''
Sinan Kılıçarslan
******************
belki bir gün
sadece telaşımız yaşamak olduğunda
kalbimiz terbiye edilmişken yaşamakla
uzaklara gideriz
saçlarını sadece ben görebilmişken
içimdeki ağlama hissini bir göçmen kuşa emanet ederek..
içini senin gözlerinin ancak doldurabileceği bir masal boşluğu
sonrasını bilmediğimiz bir kent filmi izleriz
sen ağlamak için benim uykumu beklersin
ben şimdi ve bütün zamanlar için
bir uykuya dalarım
içimde yaşanmış olan ne varsa senin yüreğinde bağışlayıp
bütün cümlelerimi boyununa asarak
ve mümkünse annemden başlayarak beni seversin
sonra ben hiç görmediğim bir kasabada uyanırım
senin sesinden- artık geldık korkma dedığini duyarak
bir ten bir vatan karşılıklı iki eşitsiz içinde
ben bir armağana bakar gibi bakarken gözlerine
az sonra başlayacak olan yağmuru sabırla beklerken
bütün küfürsüz cümlelerimi tek tek ormana salarım
Sinan Kılıçarslan
**********************************
Özo dostum (yada bir çizgi film)
neresinden baksan bir şair esmeri
ancak bir şairin imkanı gözleri
bir dostun kalem kırması
bir var olma ma teşebbüsü
yazılan her sözcükte eskiyen bir yüz
sarışın kadınların yuva yıkma endişesi
bir aha kaderi yazılan
kalem tutan elin
acemi tüccarlığı
kalbin tere, bedenin aşka emaneti
bir kızın postmodern bekleyişi
bir dostun kalem bereketi
her çiçek açtığı toprağa mahkumdur
sen şimdi filiz versende
yaşadığın yerler haber bültenlerinde hep uzak
ve karla karışık yağmurlu
bunun için yaşadığın aşklar ne kardır nede yağmur
iki elin merhabasında
kahvenin mekan olduğu
''emek''leyen günlerde
bir güneşe bir toprağa saygıyla bakarken
belki bir ''görüşme''borcumuz vardır..
Sinan Kılıçarslan
***************************
Otogar
beklemek duygusu en çok otogarlarda güzeldir
yeni yetme oğlanlar ilk göz yaşını orda dökerler
ve ayrılık zamana dönüşüp otogarlarda vedalaşmak olur
sallanan her el birazda gidenin niyetinedir
hani ilk defa seviyor olmanın acemiliği
hep otogarlarda atılır
bir kenti az önce bir bilet parası ile değiş dokuş ederken
ayrılmış iki el arasında tiz bir ses
'' otobüsümüzün bütün ayrlıklar için hareket saati gelmiştir''
Sinan Kılıçarslan
Dikkat! Bu virüs perişan ediyor
Yine bir trojan daha!.. Taşınabilir belge ya da flash'lardan bulaşıyor. Sonrasında ise bilgisayara yerleşiyor ve istediğini yapıyor.
Eset, Avrupa'daki bilgisayarlarda hızla yayılan, ''Bredolab Trojan'' adlı truva atı/virüs'e karşı uyardı
Eset'ten yapılan yazılı açıklamada, bu yeni virüsün, Taşınabilir Belge Biçimi (PDF) ya da SWF dosyaları (flash animasyonlar) aracılığı ile kişisel bilgisayarların içine sızabildiği belirtilerek, virüsün aktive olabilmek için etkilenmiş PDF ya da SWF dosyalarını açmak gibi bir kullanıcı müdahalesine ihtiyaç duyduğu kaydedildi.
İLK 5 TEHDİT ARASINDA
Açıklamaya göre, bu yeni virüs haziran ayında Avusturya, Polonya ve Türkiye'de ilk 5; Bulgaristan, İngiltere ve İsveç'te ilk 10 tehdit arasında yer alırken, ESET ThreatSense.Net® verilerine göre temmuz ayının ilk iki haftasında Türkiye'de en hızlı yayılan virüs olarak tespit edildi.
KENDİ KENDİNE ÇALIŞMAYA BAŞLIYOR
Tam olarak Win32/TrojanDownloader.Bredolab.AA' olarak nitelendirilen söz konusu virüsün ve bu çeşit malware'lerin kendilerini sistem dosyalarına enjekte etmek ve bilgisayar her açıldığında kendi kendisini çalıştırabilmek gibi yetenekleri bulunuyor. Bir başka deyişle sisteme yerleştikten sonra internetteki farklı sunucularından özellikle adware (reklam yazılımları), spyware (casus yazılım), downloader, password stealer (parola hırsızı) gibi diğer başka malware'leri indirmeye başlıyor
Kaynak: Haber7.com
Eset, Avrupa'daki bilgisayarlarda hızla yayılan, ''Bredolab Trojan'' adlı truva atı/virüs'e karşı uyardı
Eset'ten yapılan yazılı açıklamada, bu yeni virüsün, Taşınabilir Belge Biçimi (PDF) ya da SWF dosyaları (flash animasyonlar) aracılığı ile kişisel bilgisayarların içine sızabildiği belirtilerek, virüsün aktive olabilmek için etkilenmiş PDF ya da SWF dosyalarını açmak gibi bir kullanıcı müdahalesine ihtiyaç duyduğu kaydedildi.
İLK 5 TEHDİT ARASINDA
Açıklamaya göre, bu yeni virüs haziran ayında Avusturya, Polonya ve Türkiye'de ilk 5; Bulgaristan, İngiltere ve İsveç'te ilk 10 tehdit arasında yer alırken, ESET ThreatSense.Net® verilerine göre temmuz ayının ilk iki haftasında Türkiye'de en hızlı yayılan virüs olarak tespit edildi.
KENDİ KENDİNE ÇALIŞMAYA BAŞLIYOR
Tam olarak Win32/TrojanDownloader.Bredolab.AA' olarak nitelendirilen söz konusu virüsün ve bu çeşit malware'lerin kendilerini sistem dosyalarına enjekte etmek ve bilgisayar her açıldığında kendi kendisini çalıştırabilmek gibi yetenekleri bulunuyor. Bir başka deyişle sisteme yerleştikten sonra internetteki farklı sunucularından özellikle adware (reklam yazılımları), spyware (casus yazılım), downloader, password stealer (parola hırsızı) gibi diğer başka malware'leri indirmeye başlıyor
Kaynak: Haber7.com

Yeşilçam Müzikleri
hayat üzerine..
Bir bakışa birçok anlam yükleyebiliyor insan...
Nerden bilecek ki aslında bakışların anlattığı duygular yalan.!
Nerden bilecek ki aslında kendi kendine oynanan bir oyun hayat...Bi dayanağı olmayan hisler başrolde..bense kuralına uydurulmuş sevdanın gölgesinde bir figüranım.Sahnede kendimi inandırdığım bir aşk hikayesi sergileniyor...
Kısa repliklere sığdırılmış ifadelerde yaşamak güzeldi...
Zamansız kurulan cümlelerin geri dönüşüde zamansızdı....Tesadüf sanılanlar oysa bir döngüydü..Her giden aynı acıyla son bulup;her gelen aynı korkuyla beklenirdi..Herşey bir yanılgıdan ibaretti..Doğrular için yarın çok geç,bugün ise çok erkendi..!!
...ve perde kapandı,ışıklar söndü....bir masal daha son buldu alkışlarla..
Ve hayat yaşanırken papatya falı gerçekliğinde,koparılan her yaprakla bir dilek tutacaktım aşka dair...
payıma düşürdüklerim....
Bu ve bundan sonraki birkaç yazı değerli bir büyüğümüzün yazılarıdır izinli aldım ;
Karanlıklar çoktan sarıp sarmalamıştı kenti..Herhangi bir sokağın,herhangi bir evinde..herhangi bir odasındayım..Bütünüm,paramparça bir vücutta..Ruhum çok uzakta..Aklım bir başka durakta...
Gözüm kapıya ilişiyor..kapıyorum; tam bu an da bir hayal kuruyorum.Az sonra kapı aralanacak ve içeri sızacak bir ışık hüzmesi..Odanın aydınlığıyla içimde aydınlanacak..Gözlerim umudun renkleneceği an'ı bekliyor...Belki de son ışıksız dakikada her hayalin beklendiği gibi bitmeyeceği hissi kaplıyor içimi..Her masalda mutlu sonla bitmez ya hani.... gökten hiç elma düşmeyebilir yaa.!!
...devam ediyorum; kaldığım yerden..kapı aralanıyor..sancılı ruhum ayaklanıyor..Bedenimi üşüten rüzgar,üşütüyor artık her zerresine kadar ruhumu...
Gözlerimi açtığımda aynı yerde,aynı zifirdeyim.. 'Her son hakkettiği kadardır insanın!' deyip geçmek istiyorum..
Geçecekse eğer.....
Fakat,
Artık her kapı açıldığında...
Beklentilerin gölgesindeki muamma düşüşlerim sızacak odaya...
Bu yüzdendir kii, öznesi kayıp cümlelerimin..anlıyorum ki her defasında başbaşadır insanoğlu kendisiyle....
Şimdi her yanım küskün..Kurgularım için kötüyüm...
Karanlıklar çoktan sarıp sarmalamıştı kenti..Herhangi bir sokağın,herhangi bir evinde..herhangi bir odasındayım..Bütünüm,paramparça bir vücutta..Ruhum çok uzakta..Aklım bir başka durakta...
Gözüm kapıya ilişiyor..kapıyorum; tam bu an da bir hayal kuruyorum.Az sonra kapı aralanacak ve içeri sızacak bir ışık hüzmesi..Odanın aydınlığıyla içimde aydınlanacak..Gözlerim umudun renkleneceği an'ı bekliyor...Belki de son ışıksız dakikada her hayalin beklendiği gibi bitmeyeceği hissi kaplıyor içimi..Her masalda mutlu sonla bitmez ya hani.... gökten hiç elma düşmeyebilir yaa.!!
...devam ediyorum; kaldığım yerden..kapı aralanıyor..sancılı ruhum ayaklanıyor..Bedenimi üşüten rüzgar,üşütüyor artık her zerresine kadar ruhumu...
Gözlerimi açtığımda aynı yerde,aynı zifirdeyim.. 'Her son hakkettiği kadardır insanın!' deyip geçmek istiyorum..
Geçecekse eğer.....
Fakat,
Artık her kapı açıldığında...
Beklentilerin gölgesindeki muamma düşüşlerim sızacak odaya...
Bu yüzdendir kii, öznesi kayıp cümlelerimin..anlıyorum ki her defasında başbaşadır insanoğlu kendisiyle....
Şimdi her yanım küskün..Kurgularım için kötüyüm...
Unabomber
Unabomber (Ted John Kaczynski)
Kimliği belirlenemeyen ve çeşitli adreslere gönderdiği bombalı paketlerden ötürü FBI tarafından Unabomber olarak adlandırılan kişi, bu manifestoyu bombalı eylemlerin süreceği tehdidiyle eylül 1995′te The Newyork Times ve The Washington Post gazetelerinde yayınlattı.
* * *
Manifestodan ;
Ben Afrika’da kanat çırpan kelebeğin Kuzey Amerika’da yarattığı kasırgayı istiyorum. Ben kaos istiyorum. (girişten)
Sanayi devrimi ve sonuçları insan soyu için bir felaket oldu. Bu sonuçlar ‘gelişmiş’ ülkelerde yaşayan bizlerin yaşamdan beklentilerini oldukça artırırken toplumun dengesini bozdu, yaşamı anlamsızlaştırdı, insanları aşağılamalara maruz bıraktı, yaygın psikolojik acılara yol açtı ve doğal dünyayı şiddetli zararlara uğrattı.9
Endüstriyel-teknolojik sistem devam ederse, sonunda psikolojik ve fiziksel acılar daha düşük seviyelere inebilir, ancak uzun ve acı dolu bir alışma döneminden sonra ve insanlarla diğear pek çok yaşayan organizmayı işlenmiş birer ürün ve çark dişlilerine indirgemek pahasına…9
Yirminci yüzyılın ilk yarısında solculuk pratikte sosyalizmle özdeşleştirilebilirdi. Bugün kime tam anlamıyla solcu denilebilecek açık değildir.10
Çağdaş solculuğun temelinde iki eğilim yatmaktadır: Aşağılık duygusu ve aşırı toplumsallaşma.11
Aşağılık duygusundan kastımız, yalnızca katı anlamda aşağılık duygusu değil, buna ilişkin özelliklerin bütün yelpazesidir: Kendine az değer verme, güçsüzlük duyguları, depresif eğilimler, yenilmişlik, suçluluk, kendinden nefret etme vb.11
Çoğu solcuda, bir şekilde aşağı bir imaja sahip grupların problemleriyle yoğun bir özdeşleşme vardır.12
Feministler, kadınların da erkekler kadar güçlü ve yetenekli olduğunu ispatlamak için umutsuza hevesleniyorlar. Açıkça görülüyor ki, kadınların erkekler kadar yetenekli ve güçlü olamayabileceklerinden için için korkuyorlar.13
Solcularda, güçlü, iyi ve başarılı imaja sahip her şeyden nefret etme eğilimi vardır. Solcuların Batıdan vb.den nefret etmek için öne sürdüğü nedenler, gerçek nedenleriyle aynı değildir. Batıdan savaşçı, emperyalist, cinsiyetçi vb. olduğu için nefret ettiklerini söylerler; ancak aynı hatalar sosyalist ülkelerde ortaya çıktığında onlar için bahaneler bulur veya en iyi koşulda istemeyerek bunların varlığını kabul eder.13
Solcu rekabet kavramına muhaliftir, çünkü içten içe kendini yenilmiş hisseder.13
Çağdaş solcu entelektüellere çekici gelen sanat şekilleri genelde sefalet, yenilgi ve umutsuzluk üzerinde odaklanmaya meyillidir.14
Çoğu insan için yapay etkinlikler gerçek amaçlara ulaşmaktan daha az tatmin edicidir. Yapay etkinliklerle çok yakından ilgilenen insanların asla tatmin olamamaları, huzur bulamamaları bunun göstergesidir.24
Bugün varolan kalabalıklaşma derecesi ve insanın doğadan soyutlanması, teknolojik ilerlemenin sonuçlarıdır.26
Muhafazakarlar aptaldır: Bir yandan geleneksel değerlerin yıkılmasından dolayı sızlanırken, diğer yandan da teknolojik ilerleme ve ekonomik gelişmeyi içtenlikle desteklerler. Görünen odur ki, bir toplumun tüm diğer yapıları değişmediği sürece, o toplumun ekonomi ve teknolojisinin değişemeyeceğini ve böyle hızlı değişikliklerin de geleneksel değerleri kaçınılmaz olarak yıkacağını anlamıyorlar.27
Bizce ‘kişilik bunalımı’ aslında bir amaç duygusu arayışıdır, çoğunlukla da uygun bir yapay etkinliğe bağlanma arayışıdır. Varoluşçuluk da büyük oranda, çağdaş toplumun amaçsızlığına bir tepkidir.31
İlkel insanın güvenliği büyük oranda kendi ellerindeyken, çağdaş insanın güvenliği, kişisel olarak etkileyemeyeceği kadar uzak ya da büyük kişilerin veya kuruluşların ellerindedir.34
Çağdaş insanın eli kolu, dürtülerinin çoğunu engelleyen, böylece de güç sürecine müdahale eden bir kurallar ve düzenlemeler ağıyla bağlanmıştır.34
Davranışlar yalnızca açık kurallarla ve devlet tarafından düzenlenmez. Kontrol sık sık dolaylı baskı veya psikolojik baskı veya manipülasyon yoluyla ve devletin dışındaki kuruluşlar tarafından veya bütün olarak sistem tarafından uygulanır.35
Bizce, çağdaş insanın uzun ömürlülük ve ileri yaşlara dek fiziki dinçliği ve cinsel çekiciliği koruma takıntıları, güç süreciyle ilintili olarak bir mahrumiyetten kaynaklanan tatminsizlik belirtisidir.35
Bilim ve teknoloji yapay etkinliklerin en önemli örnekleridir.40
Bilim yapay bir etkinliktir, çünkü bilim adamları temelde çalışmalarından edindikleri tatmin için çalışırlar.41
Anayasal haklar bir dereceye kadar yararlı olsa da burjuva özgürlük anlayışı olarak tabir edilebilecek şeyi garantilemekten pek fazlasına hizmet etmez.44
Bir insan sırf yeterince özgür olduğunu söylüyor diye, onun yeterince özgür olduğu sanılmamalı. Özgürlük kısmen insanların farkında olmadığı psikolojik kontrollerle sınırlanır; üstelik insanların özgürlükten ne anladıklarını oluşturan düşünceler, kişilerin kendi ihtiyaçlarından çok, toplumsal yasalar tarafından yönlendirilir.45
İlerlemiş toplumlarda sistem işleyebilmek için insan davranışlarını sıkı sıkıya düzenlemek zorundadır.50
(Çağdaş toplumlarda bugün) ortalama insanda bir güçsüzlük duygusu oluşuyor.50
Toplumumuzda ‘akıl sağlığı’ kavramı büyük oranda bireyin sistemin ihtiyaçlarına uygun olarak davranma ve bunu stres belirtileri göstermeden yapma düzeyine göre tanımlanır.52
Teknolojinin ‘kötü’ taraflarını atıp sadece ‘iyi’ taraflarını bırakamazsınız.53
Teknolojiyle özgürlük arasında kalıcı bir uzlaşma olması olanaksızdır, çünkü teknoloji, çok daha etkin bir güçtür ve tekrar tekrar varılan uzlaşmalar yoluyla sürekli özgürlüğe geri adım attırır.55
Teknolojinin böylesine güçlü bir sosyal güç olmasının diğer bir nedeni ise, teknolojik ilerlemenin, bir toplumda daima aynı yönde ilerlemesidir; bu ilerleme tersine çevrilemez. Teknik bir yenilik bir kere ortaya çıktı mı, insanlar genelde ona bağımlı hale gelirler, yani, daha gelişmiş bir yenilik onun yerini alıncaya kadar, bir daha asla onsuz olamazlar. Yeni bir teknolojik araca yalnızca bireyler bağlanmaz, dahası sistem de tümüyle bağlanır. Bilgisayarların ortadan kaldırılması durumunda sistemin ne hale geleceğini düşünün.57
Ne kanunlar, kurumlar, gelenekler ne de ahlaki kurallar, hiçbir toplumsal düzenleme teknolojiye karşı kalıcı bir koruma oluşturamaz. Tarih, tüm toplumsal düzenlemelerin geçici olduğunu gösteriyor.59
Toplumumuz sisteme uygun olmayan herhangi bir düşünce ya da davranış biçime ‘hastalık’ olarak bakma eğilimindedir.68
Tarih, genelde ne istediğini bile tam olarak bilmeyen çoğunluklar tarafından değil, kararlı ve etkin azınlıklar tarafından yazılır.83
Üç film birden :))
Son bir hafta içinde üç iyi film izledim ;
1- Zavet ( Bana Söz ver )
Emir Kusturica'nın bir filmi, herhalde başka söze gerek yok. Yüce insan Emir abimiz herzaman ki gibi ilginç tiplerle dolu bir film yapmış,bu arada film 2007 yapımı
2-Dünyalı (The Man from Earth)
2007 yapımı başka bir film daha 5-6 kişiyle tek bir odada süper akıcı bir bilim kurgu
3-Körlük (Blindness)
2008 yapımı ilginç bir film daha ne kadar vahşi olabileceğimizi gösteren güzel bir film; insanoğlu zorda kalınca ilkelleşebilecegini gösteren bir film :)
Not: Benzer film tavsiyeleriniz dikkate alınır.
1- Zavet ( Bana Söz ver )
Emir Kusturica'nın bir filmi, herhalde başka söze gerek yok. Yüce insan Emir abimiz herzaman ki gibi ilginç tiplerle dolu bir film yapmış,bu arada film 2007 yapımı
2-Dünyalı (The Man from Earth)
2007 yapımı başka bir film daha 5-6 kişiyle tek bir odada süper akıcı bir bilim kurgu
3-Körlük (Blindness)
2008 yapımı ilginç bir film daha ne kadar vahşi olabileceğimizi gösteren güzel bir film; insanoğlu zorda kalınca ilkelleşebilecegini gösteren bir film :)
Not: Benzer film tavsiyeleriniz dikkate alınır.

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



