Tweetboard uygulaması, web sitesi sahiplerinin sitelerine mikro-forum olarak nitelendirilebilecek bir özelliği ekleyebilmelerini sağlıyor.
Tweetboard web sayfalarının sol tarafında, diğer kullanıcılar tarafından ziyaretçilerin son ziyaretlerinden beri gönderilen yeni tweet'lerin sayısının yer aldığı küçün bir buton olarak bulunmakta.
Ziyaretçi bu butona tıkladığında Tweetboard'ın ana penceresi animasyonlu bir geçiş yaparak açılmakta. Tweetboard'ın bu ana penceresinde, ziyaretçiler kendi Twitter hesapları ile giriş yaparak mesaj bırakabiliyorlar (tweet'leyebiliyorlar). Ayrıca bu pencerede, en son gönderilen tweet'leri ve diğer tüm tweet'leri ayrı ayrı görebilmeleri için iki ayrı sekme mevcut.
Henüz genel kullanıma açılmayan uygulamanın Alpha versyonunun test aşamasına katılmak için, anasayfasında bulunan Request a free alpha invite! butonu ile ücretsiz davetiye isteyebilirsiniz.
Microsoft, Internet Explorer 8 için çok ilginç bir kampanya başlattı. Internet Explorer 8 her indirildiğinde 8 kişinin karnı doyacak. İşte detaylar.
Microsoft, sosyal sorumluluk projesi olarak tarayıcısı Internet Explorer 8'i kullanarak ilginç bir kampanyaya imza attı. Browserforthebetter.com adresi üzerinden internet kullanıcılara ulaşan kampanyanın amacı, kıran kırana geçen tarayıcı savaşlarında Internet Explorer 8'in payını yükseltmek, Amerika'daki yoksul ve açların ihtiyaçlarını karşılamak.
1 Kez İndir 8 Kişi Doysun
Site üzerinden, işletim sisteminize uygun olan (Vista veya XP için 32 Bit ve 64 Bit) tarayıcıyı indirip kurmanız halinde, her kurulum için 8 öğün yemek Microsoft tarafından ilgili yardım kuruluşuna bağışlanıyor.
Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net'in haberine göre sadece Amerika ile sınırlı olan ve 8 Haziran'da başlayan kampanya, 8 Ağustos'a kadar devam edecek. Her download işlemi için Microsoft'un kasasından 1,15 dolar çıkıyor.
Bağışlar, bu şekilde hazırlanıyor.
Sınırsız mı?
Milyonlarca kullanıcının bu kampanyaya ilgi göstermesi durumunda zor durumda kalacağını düşünen Microsoft, bu durum için bir de önlem almış durumda. Yazılım devi tarafından yapılacak bağış, 1 milyon dolar ile sınırlandırılmış durumda.
Flickr ve Picasa gibi fotoğraf paylaşım siteleri, fotoğrafları içerik türleri veya konulara göre daha bilimsel/bilgilendirici bir sınıflandırmadan ziyade yüklediğimiz fotoğrafları depolayarak web ortamında paylaşabilmemizi sağlamakta.
Herkesin kullanımına henüz birkaç gün önce açılan Fotopedia sitesi bu mantıkla hareket ederek kullanıcıların belli konu başlıkları altında fotoğraflarını yükleyebilmelerini sağlamakta. Her kullanıcının günlük 50 tane oy verme hakkı fotopedia'da, yüklenen fotoğraf 5 olumlu oy aldığında da Fotopedia'nın ansiklopedisinde yerini almakta.
Blogger, Wordpress, TypePad gibi blog sistemlerindeki blogunuza veya kendi geliştirdiğiniz web sitenize kolayca; özellikleri ve uygulamaları özelleştirilebilir olan bir sosyal araç çubuğu eklemenizi sağlayan wibiya ile kod yığınları ile uğraşmadan, hızlı bir şekilde web sayfanızı sosyal web'e entegre edebilirsiniz.
Filmin afiş sloganı açıklıyor aslında herşeyi. -''Two turntables and a time machine''-(İki turntable ve bir zaman makinesi)Film,Alman yapımı.Fakat,filmde hiç diyalog yer almadığı için gönül rahatlığı ile izleyebilirsiniz.
Değerlendirme
35 film festivalinden ödül toplamış,60 festivalde gösterime girmiş bir kısa film olduğunu göz önüne alırsak,son yılların en iyi kısa filmi diyebiliriz Spin için.Hiç diyalog gerektirmeden derdini anlatabilien çok orjinal bir senaryo fikri,bir parça kelebek etkisi tadı,konsepte uygun ritmik müzikler ve bu ritme uyumlu,müthiş bir kurgu.Tek kelimeyle mükemmel!
Filmin senaristinin,yönetmeninin,müziklerinin ve kurgusunun aynı elden çıktığını düşünürsek,on parmağında on marifet deyiminin örneklemesini,cümle içinde kullanılmış halini görebiliriz. (Gerçi bu da bir şey mi?! Bizim amatör kısa filmciler arasında öyle ''yetenekler'' var ki yapımcı,senarist,yönetmen,yardımcı yönetmen,sanat yönetmeni,ışık şefi, devamlılık sorumlusu,kurgu..Hepsinde kendi ismi.5 dakikalık filmde 3 dakika kast geçiriyorlar.
Arkadaşlar bırakın başkaları sizi övsün.Yazan/yöneten yazmak çok mu zor? Lütfen,egonuzu tatmin etmek için kavramların içini boşaltmayın.Gerçekten hakettinizi düşünüyorsanız yazın sanat yönetmeni başlığının altına isminizi.Ki bu amatör yapımlardaki bu tarz kastlar,izleyiciler nezdinden sizleri yüceltmek yerine, hatalarla dolu amatör bir filmdeki ''o şahane kast'a'' bakarak,sadece gülümsetiyor.)
Spin filmine dönersek..
Teknik açıdanda aşmış,profesyonel bir yapım.Kast kısmında gördüğünüz gibi profesyonel ışık yardımı alınmış.Çerçeveleme yönetmenin tercihine kalmış bir şeydir. Çerçevelemeleri filmin yapısına uygun olarak dikkat dağıtmayacak ve sahnelere özel anlam yüklemeyecek şekilde,klasik usül takip edilerek düzenlenmiş.Filmi,bir kaç kez izledim.Ne bir aks atlaması ne de hatalı bir kesme.Tadından yenmeyecek bir kurgu.
Amatör kısa filmciler, Spin'i izleyerek,çerçeveleme nasıl yapılır,kalabalık ortamda aktüel kamera nasıl kullanılır,kesme nasıl olmalıdır..kısaca kısa film nasıl yapılır dersi alabilir.Mükemmel bir film.Spin,aldığı ödülleri kesinlikle hak ediyor.
Benim gibi yazmayı bilmeyenler için örnek alınacak aşk mektupları
Victor Hugo'dan Juliette Drouet'ye.......
31 aralık 1851
Bütün bu karanlık ve şiddet dolu günler boyunca harikuladeydiniz,Juliette 'im.Sevgi istedim getirdiniz, sağ olun!Gizlendiğim yerlerde ,sürekli tehlikede beklemekle geçen gecelerin sonunda,kapımda parmaklarınızda titreyen anahtarın sesini duyduğumda,kötülükler ve karanlıklar yok oluyordu;içeriye ışık giriyordu!Çatışmalara ara verildiğinde yanı başımda olduğunuz o korkunç,ama müthiş tatlı saatleri asla unutmamalıyız.O küçük karanlık odayı,tavandan,duvarlarda n sarkan o eski eşyayı,yan yana duran iki koltuğu,masanın bir köşesinde yediğimiz yemeği,getirmiş olduğunuz soğuk tavuğu yaşamımız boyunca unutmayalım;tatlı konuşmalarımızı,okşamalar ınızı,kaygılarınızı,adanm ışlığınızı hep anımsayalım.Beni sakin ve dingin gördüğünüze şaşırmıştınız.Bu sakinlik ve dinginlik nereden geliyor,biliyor musunuz? Sizden.....
Asagidaki satirlar Fransiz tarihinin (belki de insanlik tarihinin) en dramatik askinin kahramanlari sair, filozof Abélard ile ögrencisi Héloise'in birbirlerine yazdiklari mektuplardan alintilanmistir. 1079 yilinda Nantes yakinlarinda dogan Abélard gençliginde felsefe ile ilgilenir. Egitimini sürdürmek için Paris'e gider, dinbilim dersleri alir ve konusmalari ile Paris'i adeta fetheder. 37 yasinda iken 12. Yüzyilin siradisi kadinlarindan; akilli, egitimli, güzel, Héloise ile tanisir. Héloise o sirada 15 yasindadir. Felsefe egitimi ile baslayan bu tanisiklik tutkulu bir aska dönüsür ve Héloise 1118'de bir erkek çocuk dogurur. Gizlice evlenirler. Héloise evliligin Abélard'in filozof kisiligi ile bagdasmayacagini düsünmektedir. Héloise'in dayisi Fulbert gayrimesru çocuk dogurdugu gerekçesi ile(kimilerine göre yegeninde gözü de vardir) çifte karsi son derece acimasiz elestirilerde bulunur ve onlari taciz eder. Abélard karisini Fulbert'ten korumak için bir manastira gönderir. Karisini korur, ama kendisini koruyamaz... Fulbert bir iddiaya göre kendi elleri ile Abélard'i hadim eder. Abélard'in tüm eserleri mahkeme karari ile yakilir. Abélard rahip, Héloise rahibe olmustur. Bir gün Héloise'in eline bir mektup geçer : "Elin. elin degmis bu mektuba "satiri ile baslayan mektupla Abélard'a cevap yazar... Gerçekte 7 mektup vardir; ve bu mektuplari Ronald Duncan oyunlastirmistir.
ABÉLARD VE HÉLOISE
Elin. . . elin degmis bu mektuba. Tesekkür ederim; bana yazmamissin ama. Asik oldugum elin. O aska susamisim. Hakkim var o elin yazdigi mektubu açmaya. ........... Çünkü askim ölümüm oldu benim. Sairlik taslamiyorum. Gerçek bu: Sen olmayan her sey için ölüyüm ben. Her gün seni unutacagim diye yeminler ediyorum, Sonra seni düsünürken kendime yakalaniyorum. Zaaflarima kizip köpürüyorum, Sonra iyi ki zayifim diye sükürler ediyorum. * * * Inkar etme beni, kendini, ya da bizi. Yaz bana, gizli düsüncelerini ögreneyim. Kiskanmaya gücün varsa, Tek rakibin, öptügüm mektuplari kiskan. Küçücük bir kus gibiyim. Havam sensin es üstüme. Küçücük bir balik gibiyim. Suyum sensin ak üstüme. Suskunlugun çöl olur bana. Suskunlugunda bogulurum. * * * Tanrim! Nasil da gipta ediyorum, Sevgisi bizim gibi olmayanlarin mutluluguna. Nasil da ugrastim kendimce sana kara çalmaya. Aklimdan tüm kusurlarini tekrarladim durdum. Bu da ise yaramadi. Hatalarinda da sen vardin. Onlari hatirlarken erdemlerin geliyordu aklima. Filozof dedigin, lafin tek gerçeginin yine laf oldugunu iyi bilir. Edebiyatin en iyisi bile küçücük bir yaprak kadar hayat dolu degildir. * * * Bu satirlari yazarak beni inciten elinden nefret ediyorum simdi. En tembel adam bile bir tohum ekebilir, Marifet bakmakta ektigin tohuma. Baskalarinin maliysak eger tutkunun araci oluruz da, Asla dillendiremeyiz onu. Köpege tasma takmasan da, Sadakati baglar onu sana. Bilirsin ki isteyerek kalmaktadir yaninda. Iste ben bu özgürlügü istiyordum...
23 temmuz 1935 (Şimdi biliyorum ki) bütün bu mektuplar,kızlarla ilişkiler,bana ingilizce! öğretmenleri,çingene modeller,''iyi niyetli'' asistanlar,''uzaklardan gelen tam yetkili elçiler'' yalnızca birer flört ve aslında sen ve ben birbirimizi çok seviyoruz ve bu yüzden sayısız serüven yaşıyoruz,kapıları çarpıyoruz,lanetler okuyoruz,hakaretler ediyoruz;bütün bunlara karşın birbirimizi daima seveceğiz...
Bütün bunlar ,birlikte yaşadığımız yedi yıl boyunca sürekli tekrarlandı,yaşadığım bütün öfke nöbetleri sadece ,sonunda seni canımdan çok sevdiğimi anlamama hizmet etti;yine anladım ki,beni aynı ölçüde sevmesen bile ,bir şekilde seviyorsun.Öyle değil mi?.... Daima bunun sürmesi umudunu taşıyacağım,bu bana yeter.....
1922 dolayları Hayır Milena,size yazmam için bir başka olanak daha yaratmanızı sizden bir kez daha rica ediyorum.Postaneye boşuna gitmemelisiniz,o küçük postacınız bile-kimdir o?- gitmemeli,hatta postacı kadına bile boş yere mektup sormamalısınız.Başka hiçbir olanak bulamıyorsanız duruma dayanmak zorundasınız,ama hiç değilse biraz çaba harcayın,yazmam için olanak yaratın.
Dün gece düşümde sizi gördüm.Ayrıntıları anımsayamıyorum,bildiğim tek şey birbirimizin içinde eriyip ağladığımız.Ben sizdim,sizse ben.Sonunda nasıl olduysa alev aldınız.Ateşin kumaşla söndürüleceği aklıma geldi,eski bir ceket alıp üzerinize vurmaya başladım.Ama bu kez görünümünüzde değişmeye başladı,değişti,değişti,s onunda artık görünmez oldunuz,bu kez ben yanıyordum,ceketle alevleri döven de bendim.Ama dövmemin bir yararı olmadı ve bu tür şeylerin yangını söndüremeyeceğine ilişkin eski korkumu doğruladı. Bu arada itfaiyeciler geldi ve nasıl olduysa sizi kurtardılar.Ama eskisinden farklıydınız,hayalet gibiydiniz,karanlığa tebeşirle çizilmiş çizgilerden oluşuyordunuz sanki,sonra kollarıma yığıldınız,ölmüştünüz yada belki kurtarılmış olmanın verdiği sevinçten bayılmıştınız.Ama burada da şekil değiştirmenin belirsizliği devreye girdi,belkide birinin kollarına yığılan bendim......
Mainz 17 ekim 1790 Not.Son sayfayı yazarken,kağıdın üzerine birbiri ardına gözyaşları düşmeye başladı.Ama neşelenmeliyim-yakala!-şaşırtıcı sayıda öpücük uçuyor havada.Şeytan!Havada kaynıyorlar!Ha!Ha!...Üçün ü yakaladım.Harikulade lezzetliler!Bu mektuba yanıt verebilirsin,ama mektubunu Linz Postanesi'ne göndermelisin.En güvenli yol bu.Regensburg'a gidip gitmeyeceğimi henüz tam olarak bilmediğimden,sana kesin birşey söyleyemiyorum.Zarfın üzerine,gelinip alınıncaya dek mektubun bekletilmesini yaz.Adieu.Çok sevgili,sevgililerin sevgilisi minik karım.Sağlığına dikkat et;kasabada dolaşmayı aklından geçirme.Lütfen yaz ve yeni yerimizi nasıl bulduğunu anlat bana,Adieu.Seni milyonlarca kez öpüyorum.....
1797 baharı Josephine'e, Artık sizi semiyorum;tersine sizden nefret ediyorum.Bir cadısınız siz,tam anlamıyla yoldan çıkmış,tam anlamıyla ahmak,gerçek bir Sindirella'sınız.Bana hiç yazmıyorsunuz,kocanızı hiç mi sevmiyorsunuz?Mektupların ızın ona ne kadar zevk verdiğini biliyorsunuz,ama yine de eliniz ona beş altı satır çiziktirmeye varmıyor!
Peki bütün gün ne yapıyorsunuz Madam?Sizi sadık sevgilinize yazmaya vakit bulmaktan alıkoyacak denli yaşamsal bir uğraş içinde misiniz?Hangi bağlılık ona vatt ettiğiniz sevgiyi,sevecen ve sürekli sevgiyi boğmanıza,bir kenara atmanıza neden olabilir ki?Her anınızı dolduran,günlerinizi yöneten ve ilginizi kocanıza adamanıza engel olan bu harikulade yeni aşık kim olabilir?Bakın,söylüyorum Josephine;güzel bir gece kapılar kırılacak ve karşınızda beni göreceksiniz.
Aslında sevgilim sizden haber alamamak beni kaygılandırıyor,yüreğimi coşku ve sevinçle dolduran o güzel sözlerden oluşan dört sayfalık bir mektup yazın bana hemen.
Çok yakında sizi kollarıma almayı,sizi ekvator güneşi gibi kavurucu bir milyon buseye boğmayı ümit ediyorum.....
Hürrem Sultan’ın Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı mektup ise şöyle: “Hazret-i Sultanım, Yüz(ümü) yere koyup kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harap, gözü yaş dolu, gecesi gündüzünden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz, aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun’dan beter tutkun kölenizi sorarsanız ne ki sultanımdan ayrıyım. Bülbül gibi ah ve feryadım dinmeyip ayrılığından (öyle) bir halim var ki Hak kafir olan kullarınadahi vermesin. Benim devletim, benim sultanım, ayrıca bir buçuk ay oldu ki sultanım tarafından bir haber belirmedi. Hak en çok bilenlerinbilenidir ki, bu gidişle rahat yüzü görmeyip gece sabaha dek, sabahtangeceye dek bidüziye ağlayıp kendi hayatımdan el yuyup, dünya gözüme dar olup, bilmem ne edip neyleyeceğim. Zar eyleyip ağlayıp inleyerek gözüm kapıları gözlerken o eşi ve benzeri olmayan alemlerin Rabbi, aleme acıyan Allah, bütün aleme yardım edip, fetih haberini yetişti ve işitince Hak biliyor ki benim padişahım, benim sultanım, ölmüş idim taze can bağışladı. Yüce Allah’abin şükürler, o yüce kapısına varılıp şenlikler mutluluklar oldu. Bütün alem karanlıklar içinden çıkıp Hakkın esirgeyiciliğine daldılar Allah’a şükürler olsun, minnet o Hüda’ya. Daima benim sultanım, benim padişahım, dünya ve ahiret sultanı dayanağım, dünyaya baktığım iki gözümün ışığı, şahım sultanım, gazalaredip düşmanları toprak olup memleketler alıp yedi iklim zaptedesin. İnsan ve cin emrinize boyun eğip her bela ve kazadan Hak saklayıp kutsal kalbinden geçen her muradını kolay ede. Yardımcın olan Hızır İlyas arkanda olsun. Bütün emriler, peygamberler üzerinizde hazır ve nazır ola. Bütün dünya, mutlu gölgenizde hoşça yaşayıp mutlu ve gülen olalar.”
Yeni bir ev yaptırmak ya da evinize baştan şekil vermek (yeni odalar oluşturmak, duvarları kaldırmak, yeni pencere ve kapılar taktırmak veya yeni bir dekorasyon...vs) istiyorsunuz, neler istediğinizi muhataplarınıza anlatmaya çalışmak yerine göstermeye ne dersiniz? Bunu yapmak için 3 boyutlu çizim programlarını yalayıp yutmanıza gerek yok. Çevirimiçi olarak, hiçbir yazılım kurmadan tasarım yapabileceğiniz Autodesk Project Dragonfly'i deneyin.
Project Dragonfly, bu amaçla hazırlanmış birçok uygulamadan sadece biri, ama kullanırken gerçekten kafa karıştırmıyor. Siteye girer girmez tasarıma başlayabilirsiniz. İsteğiniz tasarımı yapmak için, zaten birçok bilgisayar uygulamasından aşina olduğunuz sürükle-bırak dışında öğrenmeniz gereken hemen hemen başka birşey yok