Dünya'nın En Gizemli 10 Nesnesi

Map of the world by Ottoman admiral Piri Reis,...İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hl aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus da son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı...

Geleceği gören harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu'nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818'de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis'in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

2000 yıllık pil
Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938'de Irak'ın başkenti Bağdat'ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi "dünyanın en eski pili" olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800'lü yularda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.

Antik çağ bilgisayarı
1900 yılında Girit açıklarındaki bir batıkta araştırma yapan bilim adamları ilginç bir cisme rastladı. Tahta bir muhafazanın içine yerleştirilmiş bir dizi bronz dişliden oluşan bu garip nesnenin kasası, yüzeye çıkarıldığı anda dağıldı ve cihazın içindeki karmaşık yapı ortaya çıktı. Yapılan çalışmaların ardından, bu aygıtın Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin konumlarını hesaplamak ve istendiği anda bunların pozisyonlarına yönelik tahminlerde bulunmak için geliştirildiği anlaşıldı.

Kristal kuru kafa
Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor.

Generalin kemer tokası
M.S. 300'lü yıllarda ölen Çinli general Çou Çou'nun mezarında 1956 yılında bulunan kemerin tokası, yüzde 85 oranında alüminyumdan yapılmış. Ama doğada sadece bileşik olarak bulunan alimünyumun diğer maddelerden ayrıştırılarak tek bir madde olarak kullanılabilmesi ilk kez 19. yüzyılda mümkün olmuştu.

1000 yılda yapılan kent
Pasifik Okyanusu'ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200'de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır.

Uzaylılar için iniş pisti
Peru'nun Pampa sahilindeki 450 kilometrekarelik alan üzerine çizili motifler, M.O. 300 üe M.S. 600 arasındaki dönemi kapsayan hayvan ve bitki şekillerini resmediyor. Nazca medeniyeti tarafından yapıldığı düşünülen bu garip motiflerin, uzaylılar için bir iniş pisti vazifesi gördüğü öne sürülüyor.

Concorde'un atası
M.Ö 200'de yapıldığı sanılan bu nesne, 1898 yılında Mısır'da bir lahitte bulundu. Ancak gerçek uçaklar icat edilene kadar ne olduğu konusunda kimse bir fikir beyan edememişti. 1972'de arkeolog Halil Mesiha bunun bir model uçak olduğunu, mükemmel bir aerodinamiğinin bulunduğunu ve kanatlarının Concorde'u andırdığını iddia etti.

Kayaya gömülü çekiç
Tahta sap ve demir tokmaktan oluşan bu çekiç, 1936'da Teksas'ta 400-500 milyon yıllık bir kayanın içine gömülü olarak bulundu. Modern bir aletin tarih öncesi bir kaya kütlesinin içine nasıl girdiği bir yana, çekiçte kullanılan demirin günümüz demirlerinden bile saf olması bilim adamlarını hayrete düşürdü.

Harçsız taş set
Peru'nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.

Burdan Alıntı



Gitarın Sultanları


Van'da bir köydeki ilköğretim okulunda yaşları 6 ile 10 arasında değişen 12 kız öğrencinin kurduğu “Gitarın Sultanları” isimli koro büyük ilgi görüyor.

Özalp ilçesine bağlı Yukarı Dönerdere Köyü İlköğretim Okulu 1,2 ve 3'üncü sınıfta okuyan öğrencilerin sosyal yaşamı, köye 1 yıl önce Özgür Cam öğretmenin atanmasıyla değişti.

Öğretmenlerinin boş zamanlarında gitar çaldığını gören bazı kız öğrenciler, kendilerinin de gitar çalmak istediklerini öğretmenlerine iletti. Bunun üzerine öğretmen Özgür Cam, bu öğrencilere kendi imkanlarıyla gitar aldı. Diğer kız öğrenciler de gitar çalmak istemeleri üzerine ailelerine baskı kurdurarak kendilerine gitar aldırdı. Öğretmen Cam, bunun üzerine öğrencilerini boş zamanlarında okulda toplayarak gitar öğretmeye başladı.


Yaklaşık 6 aylık bir zamanın ardından öğrenciler iyi derecede gitar çalmaya başlarken, oluşturdukları bu koroya “Vanlı Gitarın Sultanları” ismini verdiler.

Haberin devamı burda

Öğretmenler Günü


Öğretmenler günü kutlu olsun :):):)



Günün önemi için güzel bir hikaye

HAYATIMIN EN İYİ ÖĞRETMENİ
Öğretmenin adı Fatma Öğretmen’di ve 5.sınıf öğrencilerinin
önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu
öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede
sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde,
sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.

Adı Mehmet. Bir önceki yıl, Fatma Öğretmen,
Mehmet'i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını;
giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken
bir halde olduğunu görmüştü ve Mehmet mutsuz da olabilirdi.

Çalıştığı okulda Fatma Öğretmen, her öğrencinin kişisel dosyalarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Mehmet'in
dosyasını en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde
şaşırdı. Çünkü; birinci sınıf öğretmeni:
"Mehmet zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır.
Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu...
Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı.

İkinci sınıf öğretmeni:
"Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen,
fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve
sanırım evdeki yaşamı çok zor.." diyordu.

Üçüncü sınıf öğretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona
yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa
evdeki olumsuz hayat onu etkileyecek.” diye yazmıştı.

Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:
"Mehmet içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor,
hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.

Şimdi Fatma Öğretmen sorunu çözmüştü ve kendinden
utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü
kurdelerele paketlenmiş öğretmenler günü hediyeleri getirdiğinde
kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Mehmet'in hediyesi
kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarılmıştı.
Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.

Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış,
birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini
görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin
ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç
damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.

O gün okuldan sonra Mehmet öğretmenin yanına gelerek;
"Öğretmenim, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.

Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar
ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma,
matematik öğretmekten vaz geçerek onları
eğitmeye başladı. Mehmet'e özel bir ilgi gösterdi.
Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti.
Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek,
Mehmet sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu.

Öğretmenin, “hepinizi aynı derecede seviyorum” yalanına
karşın Mehmet, onun en sevdiği öğrenci olmuştu.

Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Mehmet'dendi.
Tüm hayatındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu
yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti.
Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci
olduğunu ve Fatma Öğretmen'in halâ hayatında gördüğü
en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup
daha aldı Mehmet'ten. O arada zamanın onun için zor olduğunu
çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun
olmak için çok çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyordu. Ve
Fatma Öğretmen halâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi.
Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi.
Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha
ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve halâ Fatma Öğretmen
onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi.
Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu.
Mehmet KÜÇÜKKÖMÜRCÜ Tıp Doktoru.

Bu hikaye burda bitmedi. İlkbaharda bir mektup daha aldı
Fatma Öğretmen. Mehmet hayatının kızıyla tanıştığını
ve evleneceğini yazmıştı. Babasının birkaç yıl önce öldüğünü,
Fatma Öğretmen'İN düğünde damadın anne ve babası için ayrılan
yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.

Tahmin edin ne oldu?
Fatma Öğretmen törene giderken özenle sakladığı
birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı,
Mehmet'in ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu
söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi.

Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Mehmet, onun kulağına
"Bana inandığınız için çok teşekkürler öğretmenim,
kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni
böyle değiştirdiğiniz için de..." diye fısıldadı.

Fatma Öğretmen gözünde yaşlarla ona karşılık verdi:
"Yanılıyorsun Mehmet... Ben değil, sen bana öğrettin.

Seninle karşılaşıncaya kadar
ben öğretmenliği bilmiyormuşum..!"



Canavar olmayın

Fazla söze gerek yok...



Son tuzağa DİKKAT !

Yeni bir spam dalgası, ABD'nin çiçeği burnunda başkanı Barack Obama'yı kullanarak bilgisayarlara sızmaya çalışıyor.

Sadece ABD'nin değil, dünyanın da sonucunu merak ettiği Amerikan seçimleri nihayet geçtiğimiz günlerde, beklenildiği gibi Barack Obama'nın zaferiyle sonuçlandı.

ABD'nin büyük bir çoğunluğunun sevinçle kucakladığı Obama'ya olan bu büyük ilginin hacker'ların da gözünden kaçması beklenemezdi. Son günlerde kullanıcıların posta kutularına Obama temasının işlendiği birçok e-posta geliyor ve bu e-postaların daha da artması bekleniyor.

Yöntem ise yine aynı: Kullanıcıların bir bağlantıya tıklaması isteniyor, bu bağlantı kişisel bilgileri çalmaya çalışan bir zararlıyı sisteme yüklüyor.

Bu nedenle uzmanlar, Obama içerikli e-postalara son derece ihtiyatlı yaklaşılması yönünde kullanıcıları uyarıyor; zira zafer coşkusunu kullanan hacker'ların Obama isimli spam'ları binlerce masum kullanıcıya gönderdiği sanılıyor.
Kaynak burası

SDN'den alıntıdır

Derbi tarihindeki ilginç olaylar

Derbi tarihindeki ilginç olaylar

Türk sporuna damga vuran ve ''Zıt Kardeşler'' olarak adlandırılan Fenerbahçemiz ile Galatasaray'ın bir yüzyıla yaklaşan ezeli rekabeti, birçok ilginç olaya tanık oldu.

99 yıllık ezeli rekabette ilk golü Galatasaraylı futbolcu Emin Bülent Serdaroğlu attı.

17 Ocak 1909 tarihinde ''Papazın Çayırı'' olarak adlandırılan yerde yapılan ilk maçı 2-0 kazanan Galatasaray, ezeli rakibinden ilk 7 maçta gol bile yemedi.

Ezeli rekabette son golü ise 27 Nisan 2008 tarihinde Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig maçında yine Galatasaraylı Shabani Nonda kaydetti.

-FENERBAHÇE 5 YIL BEKLEDİ-

Fenerbahçe, Galatasaray karşısında ilk golü ve galibiyeti, ezeli rekabetteki 8. randevuda elde etti.

4 Ocak 1914 tarihinde Union Club sahasında yapılan İstanbul Ligi maçını 4-2 kazanan Fenerbahçe, böylece ezeli rakibi karşısında yaklaşık 5 yıl süren suskunluğuna da son vermiş oldu.

Sarı-lacivertli takım adına Galatasaray'a tarihteki ilk golü ise Hasan Kamil Sporel attı.

-EN AZ VE EN ÇOK SEYİRCİLİ MAÇLAR-

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki maçlarda en az seyirci 17 Kasım 1922'deki karşılaşmaya geldi.

İttihat Sahası'nda şiddetli yağmur altında yapılan ve hakem Fethi Tahsin Başaran'ın şemsiyeyle yönetmek zorunda kaldığı maçı, tamamı biletsiz 14 kişi izledi.

21 Eylül 2003'de İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan lig maçını ise 70 bin 125 seyirci izlerken, bu rakam, ezeli rakipler arasındaki bir maçı izleyen seyirci sayısındaki rekor olarak tarihe geçti.

-GOLCÜLER-

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki 99 yıllık rekabette en fazla golü, Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel attı.

Sporel, Galatasaray'a karşı oynadığı 42 maçta, toplam 27 kez rakip fileleri havalandırdı.

Zeki Rıza Sporel'i, 24 golle yine bir Fenerbahçeli Alaattin Baydar izliyor.

Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis'in 20, Galatasaraylı Metin Oktay'ın ise ezeli rekabette 19 golü bulunuyor.

Bu arada 2 takımda da forma giyen Tanju Çolak'ın da 14'ü Galatasaray, 8'i Fenerbahçe formasıyla olmak üzere ezeli rekabette toplam 22 golü var.

Lig maçlarında ise Galatasaraylı Metin Oktay 9, Fenerbahçeli Aykut Kocaman da 8 golle takımlarının en golcü isimleri olarak tarihe geçti.

-TURGAY ŞEREN'İN REKORU-

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında en çok oynama rekoru Turgay Şeren'e ait.

(A) Milli Takım ve Galatasaray'ın unutulmaz kalecilerinden Şeren, sarı-kırmızılı kaleyi 55 kez Fenerbahçe'ye karşı korurken, ezeli rekabette en çok forma giyen futbolcu unvanını elinde bulunduruyor.

-ÖZLEM DOLU YILLAR-

Ezeli rakipler, rekabetin bazı dönemlerinde birbirlerine karşı galibiyet alma bakımından üstünlük kurmakta zorlandı.

Galatasaray üst üste 18, Fenerbahçe ise 11 maçta galip gelemedi.

Sarı-kırmızılı takım, 17 Mayıs 1942'de 3-1 kazandığı maçın ardından tam 18 maç galip gelemedi ve 19. maçta 1 Aralık 1946'da sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Sarı-lacivertliler ise 20 Kasım 1949'da 2-0 kazandığı maçın ardından üst üste 11 maç galip gelemedi ve 22 Şubat 1953'de taraftarlarına Galatasaray galibiyeti armağan edebildi.

-HEYECANI İKİ TAKIMDA DA YAŞAYANLAR-

Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinde, şimdiye dek birçok oyuncu futbolculuk yaşamında 2 formayı da giyme şansını buldu.

Son dönemde iki takımda da oynayan futbolcular şöyle:

Raşit Çetiner, Güngör Tekin, Erdoğan Arıca, Engin Verel, Mehmet Oğuz, Erhan Önal, Arif Kocabıyık, İlyas Tüfekçi, Tanju Çolak, Semih Yuvakuran, Selçuk Yula, Hasan Vezir, Benhur Babaoğlu, Elvir Boliç, Sedat Balkanlı, Saffet Sancaklı, Ahmet Yıldırım, Sergen Yalçın, Emre Aşık, Fatih Akyel, Elvir Baliç, Haim Michael Revivo, Abdullah Ercan, Mehmet Yozgatlı, Stjepan Tomas, Servet Çetin, Emre Belözoğlu.

-BİR MAÇTA 4'ER GOL ATANLAR-

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında şimdiye dek 1 maçta bir futbolcu tarafından atılan en fazla gol, 4 olarak gerçekleşti.

Galatasaraylı Celal İbrahim, Cemil Gürgen ve Metin Oktay ile Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel, rakip filelere bir maçta 4'er gol atma başarısını gösterdi.

-EN ÇOK GÖRÜLEN SONUÇ 1-0-

Ezeli rakiplerin 99 yıllık geçmişinde, geride kalan 360 maçta en çok görülen sonuç 1-0 oldu.

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki maçlarda tam 67 kez 1-0'lık sonuç ortaya çıkarken, 45 kez 2-1'lik skor alındı.

-EN ÇOK MART AYINDA KARŞILAŞTILAR-

Galatasaray ile Fenerbahçe, en çok mart, en az ise temmuz aylarında karşılaştı.

Ezeli rakipler, mart ayında 46 kez birbirleriyle karşılaşırken, temmuz ayında ise yalnızca 9 kez maç yaptılar.

-EN FARKLI SKORLU MAÇ-

İki takım arasındaki 99 yıllık ezeli rekabette geride kalan 360 maçta en farklı skorlu galibiyeti, 7-0'lık sonuçla Galatasaray aldı.

12 Şubat 1911'de İstanbul Ligi'nde yapılan maçı, Galatasaray 7-0 kazanmıştı.

-GALATASARAY'IN ZAFERLERİ-

Galatasaray'ın, Fenerbahçe karşısında 99 yıllık rekabette aldığı en farklı skorlu galibiyetlerin tablosu şöyle:

Tarih Stat Organizasyon Sonuç (GS-FB)

---------- ---------- ------------- ------------

12.02.1911 Union Club İstanbul Ligi 7 - 0

04.05.1913 Union Club Özel 6 - 0

01.10.1914 İttihat Spor Özel 6 - 1

15.03.1942 Şeref İstanbul Kupası 5 - 0

18.12.1960 İnönü Birinci Lig 5 - 0

-FENERBAHÇE'NİN FARKLI SKORLU GALİBİYETLERİ-

Fenerbahçe ise ezeli rakibi Galatasaray karşısında şimdiye dek en farklı skorlu galibiyeti, 2002-2003 sezonunun ilk yarısında Kadıköy'de yapılan maçta elde etti.

6 Kasım 2002'de yapılan lig maçını 6-0 kazanan sarı-lacivertli ekip, aynı zamanda lig maçlarında 2 takım arasındaki en farklı skorlu galibiyete imza attı.

-FENERBAHÇE'NİN ZAFERLERİ-

Fenerbahçe'nin ezeli rakibi karşısında aldığı en farklı skorlu galibiyetler şöyle:

Tarih Stat Organizasyon Sonuç (FB-GS)

---------- ---------- ------------- -------------

06.11.2002 Fenerbahçe Birinci Lig 6 - 0

23.02.1936 Fenerbahçe İstanbul Ligi 6 - 1

12.12.1976 19 Mayıs Deprem Kupası 6 - 1

16.08.1980 İnönü TSYD Kupası 5 - 0

-EN GOLLÜ MAÇLAR-

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki en gollü maçlarda, penaltılar dışında sporseverler toplam 8'er gol gördü.

5 Haziran 1983 tarihinde Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig maçında, ezeli rakipler 4-4 berabere kaldı.

İki takım arasında 2000-2001 sezonunda, 7 Şubat 2001'deki Türkiye Kupası yarı final karşılaşması da 4-4 berabere sonuçlandı.

-YARIDA KALAN MAÇ VE TARİHİ KAVGA-

Ezeli rakiplerin 23 Şubat 1934 tarihinde yaptıkları İstanbul Ligi maçı futbolcular arasında çıkan büyük bir kavga nedeniyle yarıda kaldı.

Taksim Stadı'nda yapılan maçın 60. dakikasında Galatasaraylı Kadri Dağ'ın, Fenerbahçeli M.Reşat Nayir'e attığı attığı tekme ve Kadri'nin üzerine doğru koşan Fenerbahçeli Fikret Arıcan'ın, Galatasaraylı Tevfik tarafından kucaklanıp, saha kenarına atılmasıyla saha bir anda karıştı. İki takım oyuncuları arasında başlayan kavgaya tribünlerdeki seyirciler de katılınca, olaylar iyice büyüdü.

Yarıda kalan maçın ardından toplanan ''Mıntıka Futbol Heyeti'', Türk spor tarihinin en ağır cezalarından birisini verdi ve Fenerbahçe'den 9, Galatasaray'dan 8 futbolcu olmak üzere toplam 17 futbolcuyu uzun süreli cezalandırdı.

Bu cezalardan en karlı çıkan takım Beşiktaş olurken, sezonu ezeli rakiplerinin önünde şampiyon tamamladı.

-YABANCI HAKEMLER-

Ezeli rekabetin geçmişinde yabancı hakemler de görev yaptı.

Bu hakemler arasında Çek, İngiliz, Yunan, İtalyan, Avusturyalı, Alman, İsviçreli, Rumen, Macar, Yugoslav, Belçikalı ve Bulgar hakemler bulunuyor.

-TARİHTEN YAPRAKLAR-

-Galatasaraylı Bahri Altıntabak, Fenerbahçeli Şeref Has ile Nezihi Tosuncuk, ezeli rekabet tarihinde hem kendi kalesine, hem de rakip kaleye gol atan oyuncular oldu.

-Şevki Şenlen, Raşit Çetiner, İlyas Tüfekçi, Hasan Vezir, Saffet Sancaklı ve Tanju Çolak, hem Galatasaray, hem de Fenerbahçe formasıyla ezeli rekabette gol atma sevinci yaşadılar.

-Ezeli rekabette takım değiştiren oyuncular arasında eski takımlarında kaptanlık bandını taktıktan sonra transfer olan futbolcular, Fenerbahçe kaptanıyken Galatasaray'a geçen Naci Erdem ve Galatasaray kaptanıyken Fenerbahçe'ye geçen Mehmet Oğuz olarak kayıtlara geçti.

Kaynak: AA



Arşimet

gelmiş geçmiş en büyük bilim adamlarından biri olan arşimet'i tanımayanımız yoktur. herkes tarafından tanınmasına yardımcı olan en önemli buluşları "eureka" diyerekten keşfetmiş olduğu arşimet prensibi olarak anılan sıvıların kaldırma kuvveti ve pi sayısıdır.




arşimet'in aynaları ise onlar kadar bilinen bilinen bir bilgi değildir. iddiaya göre m.ö. 212 yılında çok büyük bir ayna yardımı ile güneş ışınlarını, şehrini kuşatan roma gemilerinin üzerine yansıtarak onları yaktırmıştır.
hatta bu konu bir dönem mythbusters'da da işlenmişti fakat onlara göre mit çuvallamıştı.
peki bundan 2000 yıl önce gerçekten arşimet bunu yap(abil)mış mıydı?
bunu belki hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. o zaman şu şekilde soralım:

* özel hazırlanmış bir aynadan yansıyan güneş ışınları bu kadar kuvvetli olabilir mi?
* bir ayna yardımıyla bu kadar büyük ya da zor bir şeyi yakmak mümkün mü? ya da bunu yapabilmek ne kadar mümkün?

işte bu sorulara cevap olacak bir video bu olayın ne kadar mümkün olabileceğini fazlasıyla gözler önüne seriyor.


- uyusuk pasa



2008 Yılının En İyi Vahşi Hayvan Fotoğrafları

Londra’daki Doğal tarih müzesi ve bbc wildlife dergisi tarafından düzenlenen Yılın Vahşi Yaşam Fotoğrafçısı yarışmasının kazananları belli oldu.



İngiltere’den David Maitland tarafından çekilen bu fotoğraf hayvan davranışı dalında ödül aldı.

David bu yaşam ve ölüm boğuşmasını keşfettiğinde saatler gece yarısını gösteriyordu. Bir dala sarılmış haldeki kedigözlü ağaç yılanı bir ağaç kurbağasıyla mücadeleye girişmişti. Yılan kurbağanın kafasının tümünü çenesiyle kavramayı beceremeyecek öte yandan sıçrayarak uzaklaşmayı başaran kurbağa da yılanı yutamayacaktı.



bildirgecten alıntı. orjinal yazı burda..

diğer resimlerde burda