Akıntıya Karşı Göç

Van Gölü'nde balıkların 'üreme göçü' başladı. Yüzlerce kişi dere kenarlarına akın ederek görsel şöleni izledi

Van Gölü´nün tek türü olan İnci Kefalı balığı üreme göçüne başladı. Milyonlarca İnci Kefalı balığı üremek için göle dökülen akarsulara akın etti. Akarsuya karşı ‘uçarak´ üreme göçünü gerçekleştiren inci kefalı bu haliyle görenleri etkiliyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da olağanüstü görüntüyü izlemek isteyenler balık göçünün yaşandığı dere kenarlarına akın etti.





Nesli koruma altına alınan ve her yıl 15 Nisan- 30 Haziran arasında avlanması yasaklanan İnci Kefalı balığı üremek için akarsulara akın etmeye başladı. Van Gölü çevresinde bulunan 12 akarsudan birisi olan Bendimahi Çayı´na da üremek için giren İnci Kefalı balığı, en uygun bölgeye ‘uçarak´ gidiyor. Akarsuya karşı müthiş mücadele veren milyonlarca balık, görenleri hayretler içinde bırakıyor. Her yıl olduğu gibi dere kenarlarına akın edenler doyumsuz manzarayı saatlerce zevkle izliyor. Kimileri balıkları daha yakından görebilmek için dere içine girerken, kimisi de bunu görüntülemek için büyük çaba gösteriyor.

Kaynak : RADiKAL


Subscribe to me on FriendFeed



beyazperdenin en beğenilen 10 tetikçisi

Sinema seyircileri Çakal'dan Nikita'ya kadar uzanan listedeki tehlikeli katilleri izlemeyi çok sevdi. İşte beyazperdenin en beğenilen 10 tetikçisi...


No.10 - Jeffrey (The Killer)
(Choe Yun-Fat) İnce ve şair ruhlu bir katil gerektiğinde silahını en etkili şekilde kullanır. Kız arkadaşını yanlışlıkla kör ettikten sonraki amacı ise kornea nakli için gerekli parayı kazanabilmektir. Bu uğurda bütün Hong Kong mafyasını vurup indirecek ama asla tutuklanmayacaktır. Film boyunca en fazla kurşun harcayan tetikçi de bu olsa gerek.



No.9 - Vincent (Collateral)
Ağaran saçlarına rağmen giydiği ışıltılı takım elbisesi ve her ana çabucak uyan ve anlık felsefesini geliştiren bir karakter Tom Cruise. Rehin aldığı talihsiz bir taksi şoförüyle (Jamie Foxx) Los Angeles’ta dolaşarak cinayetler işleyen bu tetikçi son derece yüksek bir görev duygusu ile hareket ediyordu. Caz müziğine düşkündü. Ürkütücü bir şekilde çevreye uyum sağlayabiliyordu. Son anına kadar ölümcül ama öldükten sonra bile farkedilmez olabilen bu tip kendi janrında saygıyı kesinlikle hakediyor.



No.8 - Anton Chigurh (No Country for Old Men)
Tamam, saçı berbattı ve yüzü de hiç sempatik değil. ‘Friendo’ kelimesini bize tanıtmış olması da pek yeterli olmayabilir. Ama Cormac McCarthy’nin romanından Coen kardeşlerin bulup çıkardığı bu katil, kendi tarzındaki en rahatsız edici karakter olarak hafızalarımıza yerleşti. Bu psikopat karakterin herhangi bir öfke veya pişmanlık duymaksızın cinayet işlemesinde bizi etkilyen bir şey var. “Bir para atışında en fazla ne kadar kaybettin?” sorusu yeterince kışkırtıcı değil mi?



No.7 - Ghost Dog (The Way of The Samurai)
Binalara görünmeden girip çıkmak bu karakterin en belirleyici özelliğiydi. Zaten bu yüzden ona ‘hayalet köpek’ deniyordu. Samuray kitabından okuduğu öğretiler ve işini yaparken bu öğretilere uyması, çatı katında güvercinlerle dostluk kurması, hatta Haiti göçmeni Fransızca konuşan, dondurma satıcısı arkadaşıyla yaptığı anlamsız konuşmalar... Bir mafya hesaplaşmasında kişisel çıkarların birbirine girdiği bir durumda, onurunu ve kendine saygısını korumaya çalışan bir katil. Filmin finalinde adamımız kendine yaraşan bir asaletle ölmeyi seçecektir.acı ise kornea nakli için gerekli parayı kazanabilmektir. Bu uğurda bütün Hong Kong mafyasını vurup indirecek ama asla tutuklanmayacaktır. Film boyunca en fazla kurşun harcayan tetikçi de bu olsa gerek.







No.6 - Beatrix Kiddo (Kill Bill)
Quentin Tarantino’nun Uma Thurman’a olan tutkusu ve Bruce Lee’ye olan hayranlığının bir bileşkesidir bu karakter. O kadar ki Bruce Lee’nin ‘Ölüm Oyunu’ filmindeki sarı kostümü bile aynen Thurman’a giydirilmiştir. Kill Bill filmleri ve Uma Thurman artık KÜLT karakterler oldular. İlerleyen yıllarda bu karakterden ve bu filmlerden etkilenen çok sayıda film izleyeceğimiz kesin.



No.5 - Nikita (Nikita)
Post-punk dönemde ve sonrasında bizi etkileyecek olan kadın tetikçi figürü Nikita (Anne Parillaud), Luc Besson’un elinden çıkma, adeta totemleşmiş bir karakter. Çılgın bakışlı bir eroinman olarak filme başlangıç yapan bu karakter, ilerleyen sekanslarda seksi bir ölüm makinasına dönüşecektir. O gidip kurbanlarını öldürürken ise erkek arkadaşı Marco (Jean-Hugues Anglade) banyonun dışında çokça sızlanıp duran bir karakter olarak karşımıza çıkar.

Nikita karakterinden esinlenen pek çok kadın tetikçi ve silahşör çıktı sonradan. Onları da Tomb Raider, Resident Evil, The Long Kiss Goodnight, Underworld, ve Aeon Flux gibi filmlerde, hatta televizyon dizilerinde izledik.


No.4 - Çakal
Fransa cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün etrafında dolaşacak kadar aristokrat bir çizgi sergileyen ‘tetikçi’ imajını Edward Fox’la tanıdık ve bu imajın ‘centilmenlik’ kategorisinde karakterimize epey puan kazandırdığı çok açık. Fox’un canlandırdığı Çakal sahte pasaport üstadı olup özel tüfeğiyle iki yüz metreden bir karpuzu patlatabilmekteydi.

Filmin sonunda başarısızlığa uğrayacağını önceden biliyor olmamızın önemi yok. Filmi seyrederken ‘adamın bu işi başarmasını’ can-ı gönülden istemekteyiz ki filmin ve karakterin başarısı açısından asıl önemli noktanın bu olduğunu söyleyebiliriz.










No.3 - Jef Costello (Samuray)
Delon’un canladırdığı Costello karakteri standartlaşmıştır. Evcil kuşuyla tek başına yaşar ve kendini Bushido Kitabında anlatılan öğretilere adamıştır. Öldürme oranı pek de yüksek sayılmaz. Filmin başlangıcındaki cinayetten sonra filmin büyük çoğunluğu Costello’nun kaçışıyla ilgilidir.

Geniş kenarlı fötr şapkası ve trençkotuyla Fransız şıklığını sergileyen bu karakter o kadar etkiliyeciydi ki yıllar sonra Amerikan versiyonu ‘Ghost Dog’ (Hayalet Köpek) filmi de çekildi.



No.2 - Leon (Leon)
Öldürmekle geçen yıllar ve gizemli bir yalnızlık, Leon karakterini bize tanımlar.Leon (Jean Reno) New York’ta bunalımlı bir katil, içine kapanık. Okuma-yazması bile yok. En iyi arkadaşı saksıdaki çiçeğidir ve 12 yaşındaki yetim kız Matilda (Natalie Portman) ile yolları kesişecektir. Gene de kurbanlarını en kesin ve ölümcül yöntemlerle halletmekten geri kalmayacak, gerekirse tavandan ters asılmış vaziyette bile tabancalarını ateşlemesini bilecektir. Filmin içinde pedofil mesajları da farkederiz ama ‘kalbi olan duygusal bir katil’ imajı bizi gene de kendine çeker.


No.1 - Philip Raven (Kiralık Silah)
Alan Ladd’in ufak tefek rollerden sıyrılıp da starlığa yükselmesi bu filmle oldu. Neden? Çünkü bir tetikçiyi canlandırmıştı. Graham Greene’nin romanındaki asıl Raven karakteri, erkekleri öldürdüğü kadar kadınları da dövmekten ve öldürmekten de çekinmiyordu. Ama o zamanki etik kurallarına göre film stüdyosu çekimler sırasında bu karakteri daha ‘insancıllaştırma’ yoluna gitti. Böylece ölümcül tetikçimizin kedileri ne kadar sevdiğini, çocukken teyzesinden yediği dayakları falan filme kattılar ve biz de bu kahramanı sevmiş olduk.



Cafetusba'dan alıntıdır..





Subscribe to me on FriendFeed

Bufalo ve Şarap



Bir bufalo sürüsü en yavaş bufalonun hızında hareket eder.
Sürü saldırıya uğradığında ilk olarak en arkadaki zayıf ve yavaş olanlar öldürülür.
Bu doğal seleksiyon sürünün tümü için yararlıdır çünkü sürünün genel hızı ve sağlığı bu zayıf üyelerin ölümü sayesinde korunur.
Aynı şekilde insan beyni de en yavaş beyin hücrelerinin hızında çalışır.
Bugün bildiğimiz gibi alkolün aşırı tüketimi beyin hücrelerini öldürmektedir.
Ancak doğal olarak, alkol en yavaş ve zayıf beyin hücrelerine saldırmaktadır.
Bu yolla rakının ve/veya şarabın düzenli tüketimi zayıf beyin hücrelerini öldürerek beynin daha hızlı ve etkili bir makine olmasını
sağlamaktadır.
İşte bu nedenle bir kaç kadehten sonra her zaman kendinizi daha zeki hissedersiniz.
İÇELİM AKILLANALIM .....




ablamın emaillinden alıntı.

Subscribe to me on FriendFeed

Gladinet Cloud Desktop

Windows Live SkyDrive artık her zaman elinizin altında. Bilgisayarım simgesine çift tıklayarak aynen bir sabit disk veya bir CD-ROM gibi ulaşabilir, içeriğini görebilir, istediğiniz dosyaları sürükle-bırak yöntemi ile yükleyebilir veya silebilirsiniz. Hayırlı olsun...




Program süper kullanışlı ve hızlı 25 gb'lık skydrive hazinesi kullanıyorsanız kesinlikle bu programı öneriyorum..
Programı burdan indirebilirsiniz

Ayrıca CHIP'de arkadaşlar kurulumu adım adım anlatmışlar, kurulum için burdan lütfen

Not: benim bu program sayesinde gece uyumadan çalıştır sabaha hepsi hazır olsun politikasıyla doldurmaya çalıştıgım 25 gb arşivimede burdan ulaşabilirsiniz






Subscribe to me on FriendFeed



Söylenenler gerçek mi

Galiba sonumuz orwell'in 1984 gibi olacak:
orwell bir ütopya yazarı değilde bi kahin mi yoksa :)


Subscribe to me on FriendFeed



Güzel bir site daha

Eğlenceli bir site:
bubbleply videolara konuşma balonları, alt yazılar ekleyebileceginiz güzel bir site, örnek olsun diye minik ama reklam kokan bi video yaptım.
Artık iş sizin yaratıcılığınıza kalmış ..:)










videoyu izleyemiyorsanız bu yazıya bakmanızı tavsiye ediyorum

Subscribe to me on FriendFeed



Youtube Jacker 3 (güncel )

Youtube Jacker 3
Bazı siyasi olaylar neticesinde Youtube kurban vermemizle beraber daha da hızlanan sayfa bloklama aldı başını gitti son dönemlerde. Sabahtan kalkan mahkeme kapatma kararı almaya başladı. Bu süreçte bazı kişisel gelişime engel olabilecek, terror içerikli ya da +18 diye nitelendirebileceğimz sitelerin kapatılmasını ben de desteklerken bazı siteler var ki hangi amaç doğrultusunda kapatıldığını anlamak cok güç oluyor. Bu bağlamda yukarı da belirttiğim sitelerin dısında kalan diğer sitelerden bircoğunu yeni versiyona eklenmiştir. Ayrıca Youtube için özel dosya indirme yönetici ekledim kuruluma. Daha da genişletilmiş bir web site tabanı oluşturmak zorunda kaldığımı belirtmiştim.

Ceyka

Ayrıca tüm sürümlerde olduğu gibi tunnellerde olmayan 3.cü sitelerdeki youtube videolarını da izlemeniz mümkün.
youtube.com [ip’ ler genişletildi]
sopcast.org
megaupload.com [ip’ ler genişletildi]
sharebus.com
diziizle.net
geyikhane.com
gelmp3indir.com
trkbrd.com
cinetr.com
trkbrd.com
thepiratebay.org
nacizanebilgi.com
divxpoint.com
korsanadestek.org
divxforever.net
divxforever.us
foreverdivx.com
superbahis.com
mp3kalbi.com
subtitlez.com
efsaneboard.us
turksipa.org
video.tagged.com
tagged.com
muzik1.com
torrentturk.com
myp2p.eu
yagmurforumu.com
eurobet.com
gnctrkfrm.com
imeem.com
teylo.com
alivedownload.com
interwetten.com
fulltiltpoker.com
bet-at-home.com
indirfull.com
indirge.com
patlat.net
umitbayraktar.com
supercep.org
bizimmp3.org
megapaylasim.com
gizlibelge.com
otuken.net
cayport.com
richarddawkins.net
kurannesli.org
denizehasret.de
bilgesat.com
bitturk.com
bet365.com
footballonsat.com
takva.com
arpasuyu.com
1001kitap.com
piratebay.org
yalnizca.com
sonofnights.com
klasturk.com
muziksitesi.be
mp3indiriver.blogspot.com
www.justin.tv
justin.tv
ligtvli.li.funpic.org
live.justin.tv
static-cdn.justin.tv
ad.justin.tv
www.ligtv.de.vu
www.ligtv10.tr.cx
ligtv10.tr.c


Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen bulunur.




Download --- Youtube Jacker 3





Ayrıca 2.ci versiyonda çalışmayan http://www.dailymotion.com sitesi de acılır hale getirilmiştir ....

burdan alıntı

Subscribe to me on FriendFeed





Sinema Tutkusu

The old µTorrent logo.Image via Wikipedia

1. adım: bir torrent indirme programı bulunur. tavsiyemiz bu programdır : µTorrent

2. adım: torrent indirebilecek güvenilir bi site bulunur. tavsiyemiz bu sitedir : mininova

3. adım: filmler hakkında detaylı bilgi için intersinema sitesi ziyaret edilir

4 adım: filmlerin altyazıları için bu sitenin yolu tutulur; turkcealtyazi

5. adım: sessiz bir ortam hazırlanıp filmler izlenir.

ya daaa

görüntü kalitesi onemli deil arşivde yapmıyorum diyorsan online film izleme sitelerini ziyaret et

Subscribe to me on FriendFeed

En gizemli örgütler

En gizemli örgütler

1.Bohemian Klüb

1872 de kurulmus bir örgüttür. ABD' nin batı yakasındaki elitleri bu topluluğun üyesidir. cumhuriyetçi başkan ve başkan adaylarının tümü bu topluluğun üyesidir. Faliyetleri son derece gizli olan topluluğun özel vadisine giriş ABD devlet guçleri tarafından engellenmektedir.

Merkezdeki çiftlik aynı anda yüzlerce kişinin hafta sonu toplantılarına katılabileceği niteliktedir. ABD'nin hemen her eyaletinde tapınakları vardır. Sembolleri baykuştur. Ritüellerde baykuşa hitap edilir ve bir simge olarak baykuş motifi kullanılır. Bohemian Grove hem çok zengin hem de en kilit noktalardaki elitlerin oluşturduğu daha üst ve çok daha gizli bir seçkin kulübüdür.Bine yakın ABD eliti sürekli olarak hafta sonu California'da veya diğer eyaletlerdeki çiftiklerde toplanıp törenler yapıyorlar ve gizli ritüeller uygulanıyor.


2.Trilateral Komisyon


1973'te David Rockefeller, Henry Kissenger ve Zbigniew Brzezinski tarafından kurulmus gizli bir örgüttür. Tohumları ABD'de atılan 'Yeni dünya düzeni' fikrini tüm dünyaya yani Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'ya daha iyi yayabilmek için oluşturulmuştur. Brzezinski 1973-1976 arasında başkanlığını yapmıştır.

Tarikatın simgesi şu şekildedir: Bir kürenin üç yanından üç üçgen uzayarak kürenin ortasında buluşurlar ama birleşmemişlerdir. bunları birleştirdiğiniz taktirde tek bir büyük üçgen meydana çıkar. her bir üçgen trilateralin üç bölgesini simgeler. üçgenler muhtemelen piramit'i simgelemektedir. büyük üçgen de büyük piramittir. büyük piramitin birleşmemiş olması, tek dünya devletinin henüz kurulmamış olduğunu gösteriyor olabilir.


3.Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı



Bu tarikat, New Haven'deki Yale Üniversitesi'nde 1832 yılında William H.Russel'in öncülüğünde bir grup Yale'li öğrenci tarafından kuruldu.Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı, Yale'nin diğer gizli örgütleri (Ferman ve Anahtar, Kitap ve Yılan, Kurt Başı, Eliyahu ve Berzelius) arasında en eski ve en itibarlı olanıdır. Bu üniversitenin son sınıf öğrencilerinden, her dönem sadece 15 kişi seçen bu örgüte girebiliyor. en büyük hedefi, Yeni Dünya Düzeni’nin gerçekleştirilmesidir. Tarikata katılanlar, ‘Yeni Dünya Düzeni’ ana hedefi esas alınarak eğitilirler. 1898 yılına kadar ABD yönetimi üzerinde sadece kısmi bir etkisi olan Kuru Kafa ve Kemik Tarikatı, dünyanın en zengin ve en saygın insanlarını dünyanın en önemli mevkilerine yerleştirme çabası taşıdığı da belli çevrelerce söylenmektedir. Yeni Dünya Düzeni'nin en önemli fikir merkezlerinden biri olan Kuru Kafa ve Kemik Tarikatı'nın, diğer masonik örgütlere nazaran ABD'nin en etkin örgütü oldugu da biliniyor.


4.Opus Dei

Opus Dei, 2 Ekim 1928'de Madrid’te sıradan bir papaz olan Jose Maria Escriva de Balaguery Albas tarafından kurulan 79 yıllık İspanyol asıllı bir örgüttür.

Katolikliğe sadık, laik iş ve meslek sahiplerini biraraya getirerek Papa’ya Vatikan dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadroyu oluşturmak amacı ile kurulan bu örgüt günümüzde Vatikan’da en etkili laik kurumdur. Gizli bir örgüt olan Opus Dei’nin tüm üyeleri Katolik meslek sahiplerinden oluşmaktadır. Bunun yanında her ülkede de örgütten sorumlu bir Kardinal bulunmaktadır.

Onlara göre Papa'nın kimliği, Kilise'nin de, Papalık Makamı’nın da üstündedir. Papa, Tanrı-Krallığı’nın kutsal önderidir. Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette Olağanüstü bir kişidir. Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilen Vatikan Devleti’ni yüceltir ve Kilise’yi ikinci planda görür.

2.8 milyar dolar serveti, 15 üniversitesi, 97 teknik okulu, 36 ilköğretim okulu olan Opus Dei ile ilgili pekçok tartışma yaşanmış ve olumsuz görüşler dile getirilmiş buna rağmen örgüt herhangi bir açıklama yapmamıştır.







5. İlluminati


1776 yılında Almanya'nın Münih kentinde, Adam Weishaupt isimli Kabbalacı bir hukuk profesörü ve Baron von Knigge önderliğinde kurulan gizli bir topluluktur. Illuminati, 'Aydınlanmış Olanlar' anlamına gelmektedir. Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve kilisenin dogmalarıyla mücadele etmekti. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü açmak idiyse de, daha sonraları gizli siyasi amaçları olduğu öne sürüldü. İlluminati dünya siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine en fazla komplo teorisi üretilmiş topluluğu halini almıştır.

İlluminati tarikatının kuruluş kökeni şu şekilde ifade ediliyor:

'Kilisenin düşünce tarzına ve dayatmalarına büyük bir antipati besleyen Galileo Galilei, bir topluluk kurarak bu dogmalarla mücadele etmek ve parlak gençleri ve aşırı derecede zeki insanları bünyesinde toplayarak onlara özgürlüğün, hür düşüncenin ve aydınlanmanın faziletlerini aşılamak istiyordu. 1774 yılında Mason olan Weishaupt, bu emellerinin Masonluk içerisinde var olduğunu görse de, Masonluğun emellerinin ve felsefesinin siyasetler üzeri olması itibariyle ve Almanya'daki kilise/cizvit egemenliğini sona erdirmek istemesinden ötürü, bu doğrultuda bir topluluk kurmaya karar verdi ve kendisi gibi düşünen 11 arkadaşıyla beraber 1776 yılında Illuminati'yi kurdu.'



6.Masonluk

'Mason' kelimesi taş ustası anlamına gelir. Başlangıçta mason loncaları gerçekten masonlardan, yani taş ustalarından oluşmaktaydı fakat daha sonra nedeni bilinmeyen bi şekilde, taş ustası olmayan bi kaç kişi bu loncalara girdi ve bu akımla birlikte oluşan yeni gruba 'Hür ve kabul edilmiş mason' (free mason) dendi.

Masonluk, başlangıcının resmi olarak 16'ncı yüzyılın sonu ve 17'nci yüzyılın başlarına dayandığı düşünülen bir çeşit 'Kardeşlik' organizasyonudur. Dünyanın birçok ülkesinde beş milyon üyesi bulunmaktadır. Sadece İngiltere, İskoçya ve İrlanda'da 480 bin, Amerika Birleşik Devletleri'nde ise iki milyona yakın üyesi bulunmaktadır. Masonlar için sır ve gizliliğin bir gereği olan sembolizm çok büyük önem taşır. Masonlukta semboller, Masonik ilkeleri daha iyi anlatmak ritüellerin içerdiği aşamaları ve öğütleri belleklere iyice yerleştirmek bunların uzun ömürlü olmalarını sağlamak için kullanılırlar. Masonlukta sır olarak nitelendirilen şeylerin başında Masonik işaretler, sözcükler ve simgelere verilen anlamlar gelir.

Kaynak burası

Twitter Dünyesı

Twitter dünyasının yeni fark ettigim güzellikleri

1. resimlerinizi paylaşmak için Twitpic
2. videolarını paylaşmak için TeewTube
3. belgelerinizi paylaşmak için TwitDoc
4. müziklerini paylaşmak için Twiturm

örnek :


benim twitterim de burda




Subscribe to me on FriendFeed





Yay Hareketi



Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.


Erişimi engellenen siteler burda

Daha fazla bilgi ve destek için burdan


SansüreSansür - 01 from adboy on Vimeo.



Subscribe to me on FriendFeed



Gerekli Siteler

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan :(:(:(

Deniz GezmişImage via Wikipedia

Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri İkizdere, Rize ilçesine bağlı Cimil köyündendir, kökleri Konya'dan bir vesile ile göç etmek zorunda kalmış Oğuzlara dayanır. Babası Erzurum, Ilıca nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum'un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş'tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisidir. Ağabeyi Bora Gezmiş, hukuk fakültesinden ayrılıp bankacılık yapmıştır. Hamdi Gezmiş ise, mali müşavirdir.

Gezmiş, ilk ve ortaöğrenimini Sivas'ta, liseyi İstanbul'da okudu. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu.

Siyasi yaşamı

6. Filo eyleminden sonra denizden çıkarılan Amerikan askerleri.

1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİK)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukukçular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.
6. Filo eyleminden sonra denizden çıkarılan Amerikan askerleri.

TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Devran Seymen, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
Mustafa Kemal yürüyüşü posteri.

Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.

İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldılar.

Kaynak : wiki








Subscribe to me on FriendFeed





MSN şifrenizi korumanın yolları

Hayatımızın olmazsa olmaz bir parçası haline gelen MSN (Windows Live Messenger) hesabınızın şifresinin başkalarının eline geçmemesini önlemek için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz? Ya da şifreniz başkasının eline geçtiğinde ne yapmanız gerektiğini? O halde bu yazıyı dikkatle okumanızı öneririz.

İnterneti kullanıp da anında mesajlaşma yazılımı (MSN, Yahoo Messenger, Skype) kullanmayan yok denecek kadar azdır. Birçok kişi hatta ufak çaplı şirketlerin çoğu iletişim ihtiyaçlarını MSN gibi anında mesajlaşma programları veya mail hesapları aracılığıyla gidermeye çalışıyor.

Kimimiz eş-dost, akraba ile iletişim kurmak kimimiz de işyerindeki iletişim giderlerini azaltmak için MSN kullanıyoruz. İnternet teknolojisinin en çok kullanılan programlarından MSN'e internetin kötü çocukları da büyük bir ilgi ile yaklaşıyor. Çeşitli yöntemler kullanarak MSN kullanıcılarının şifrelerini çalıp tehdit ve şantajda bulunuyorlar ya da isimlerini kullanarak onlar adına MSN adresindeki kişilerden kontör çalıyorlar. Eğer ele geçirilen mail adresinizde internet bankacılığı kullanıcı adı ve şifreleriniz saklıysa, tüm paranız kısa sürede buharlaştırılabiliyor.

MSN şifresi nasıl çalınıyor?

Genelde dikkatsiz veya güvenlik konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan kişileri hedef seçen MSN hırsızları, şifreleri ele geçirmek için birçok yöntem kullanıyor. Bu yöntemler arasında kurban bilgisayarlara Fake Mail (sahte mail) göndermek ilk sırada geliyor. Fake Mail yöntemi uygulayan kişiler gönderdikleri maile www.hotmail.com sitesinden gelmiş gibi bir izlenim verip "Hesabınızın iptal olmaması için gönderilen linke tıklayarak şifrenizi değiştirmeniz gerekiyor, aksi takdirde 10 gün içerisinde hesabınız kapatılacaktır" yalanını sıralıyorlar. Bu yemi yutan güvenlik bilgisi yetersiz internet kullanıcıları hemen linke tıklayıp şifrelerini değiştirmek için eski ve yeni şifrelerini giriyorlar. Bütün bu bilgiler, hırsızın mail hesabına gönderiliyor. Şifreniz artık kötü çocuğun elinde!

İkinci yöntem ise internet kafe gibi bilgisayarların ortak kullanıldığı yerlerdeki kullanıcıların sık karşılaştığı bir yöntem: Keylogger yerleştirme. Keylogger programları ile bastığınız bütün tuşlar bir dosyaya kaydediliyor ve şifre bilgileri yine kötü çocuğa ulaştırılıyor.

Brute Force atağı olarak adlandırılan bir başka yöntemde amaç basit şifrelerin programlar vasıtasıyla tek tek denenerek bulunması. '123456', 'deneme', 'doğum tarihi' gibi basit şifreler vermek hepimizin kolayına gider. Haliyle kötü çocuğun da kolayına gideceği açıktır. Bir diğer şifre verme hatası ise unutulan şifreleri kurtarmak için belirlediğimiz gizli sorularda yatıyor. "Hangi takımı tutuyorsunuz?", "Mezun olduğunuz üniversite?" gibi sorulara kaç farklı şekilde cevap verilebilir ki? Kötü çocuk bunları tahmin edemeyecek kadar beceriksiz olamaz.

Son bir yöntem MSN'e ek özellikler kazandırmak için kullanılan MSN Plus gibi programlara trojan ekleyip kullanıcı bilgisayarlarına yükletmek. Bu tip uygulamalar ne olduğu belirsiz web sitelerinden indirilerek yüklendiğinde bilgisayardaki şifreleri hırsızlara iletiyor.

MSN adresim çalındı ne yapmalıyım?

Öncelikle en yakın Cumhuriyet savcılığına dilekçe ile başvurun. Dilekçenize çalınan MSN adresiniz, IP numaranız, tarih ve saat gibi bilgileri eklemeyi unutmayın. Sonra MSN adres defterinizdeki tüm kişilere adresinizin çalındığı hakkında bilgi verin. Eğer MSN şifrenizi çalan kişi bir kontör hırsızı ise onu yakalamak daha kolay. Yüklenilen kontörün numarası kayıtlıysa savcılık vasıtasıyla GSM şirketinden bu kontörlerin hangi telefon numaralarına yüklendiği tespit edilip hırsızı yakalamak için kullanılabilir.

MSN hırsızını yakalamak için savcılık, MSN adresi çalınan kişinin adresini kullanan kişilerin IP numaralarını tarih ve saat detayları ile birlikte Microsoft'un İstanbul'daki Türkiye temsilciliğinden ister. Microsoft firması en son hangi IP adresinden MSN ya da hotmail hesabına giriş yapıldığına dair bilgileri savcılığa iletir. Savcılık, Türk Telekom yardımıyla ilgili tarih ve saatte bu IP'leri kullanan kişilerin kimlik tespitini yapar. Tabii tüm bu süreçler içerisinde emniyet güçleri de üstüne düşen görevi yerine getirir. Örneğin sahte IP numarası ile şifre ele geçirilmesi ihtimaline karşı emniyetin bilişim uzmanları, kimliği tespit edilmiş suçluların bilgisayarlarını inceleyerek doğru sonuca ulaşılmasında yardımcı olur. Suçun kesinleşmesinden sonra da mahkeme süreci başlar.

Eğer suç yurtdışından veya internet kafe ortamından işlenmişse suçluyu bulmak bayağı zor oluyor. Ancak bilişim suçları ile mücadele eden polisimiz suçun boyutu arttıkça suçluları yakalamak için elindeki tüm imkânları kullanarak kısa sürede sonuca ulaşabiliyor.

MSN ya da e-posta hacklemenin cezaları

Yeni Türk Ceza Kanunu'na göre iki yıla kadar hapis veya adli para cezası istemiyle karşı karşıya kalınması mümkün. Maili hacklenen kişinin bilgilerinde bir değişiklik veya eksiklik meydana geldiğinde bu ceza iki yıldan dört yıla çıkıyor. Maili hacklenen kişi bir kamu kuruluşunda çalışıyor ve bu mail adresini kurum işi için kullanıyor ve bu mailinde işini sürdürmesi için gerekli birtakım belgeler bulunduruyorsa, bunun cezası 1-3 yıl arasında değişiyor.

Ayrıca TCK 124. maddesine göre haberleşmenin engellenmesi suçu sübut bulduğundan, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (Önceki cezalara ek olarak) Bunun yanında mail hackleyen kişi, haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiği için de TCK'nın 132. maddesi gereğince altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. (Önceki cezalara ek olarak) Eğer kişisel verileri ele geçiren kişi bunu başkalarına yayarsa TCK 136. maddesinin, "Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmüyle de yargılanıyor. Bu cezalara rağmen yine de mailler hackleniyor; çünkü kimse bu konuların hukuk sistemi tarafından düzenlendiğini bilmiyor. Bilmediği gibi bunu yapanların üzerine gitmiyor.

MSN'i güvenli kullanma kılavuzu

# Kullandığınız hiçbir bilgisayarda MSN parolamı hatırla ve otomatik aç seçeneğini kullanmayın.
# Maille gelen ek dosyaları mümkün olduğunca açmayın. Eğer illa açmanız gereken bir dosya varsa antivirüs taramasından geçirin.
# Gelen mail içerisindeki linkleri tıklayarak değil, linki kopyalayıp başka bir sayfada mümkünse Explorer dışındaki başka bir browser ile (Firefox veya Opera gibi) açın.
# Mailinizi okuduktan sonra mail hesabınızın oturumunu kapatmadan direkt Explorer'ı kapatmayın.
# Mümkünse internet kafe gibi ortak bilgisayarların kullanıldığı ortamlarda MSN oturumunuzu açmayın. Açmak mecbur kalırsanız da işiniz bitince MSN oturumunuzu mutlaka kapatın ve en kısa sürede hemen MSN şifrenizi değiştirin.
# MSN yolu ile önemli kişisel bilgilerinizi, her türlü parola ve kredi kartı bilgilerinizi en yakın arkadaşınıza dahi göndermeyin.
# Hiçbir banka veya kurum kesinlikle e-posta veya anlık ileti veya açılır pencere üzerinden parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemez. Size gelen bu tür mesajlara kanmayın.
# MSN şifrenizi mutlaka belirli bir uzunlukta ve kolay tahmin edilemeyecek şekilde belirleyin. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmayın. Başka e-posta hesaplarınız, üye olduğunuz forumlar, bloglar ve başka interaktif siteler için aynı şifreyi kesinlikle kullanmayın.
# Bilgisayarınıza MSN programını sadece Microsoft'un kendi sitesinden indirip yükleyin.
# MSN veya Windows Live Hotmail Müşteri Hizmetleri, Microsoft Destek Hizmetleri adı altında gelen e-postalar içinde yer alan linkleri tıklayarak şifrenizi, özel güvenlik bilgilerinizi talep eden sorulara cevap vermeyin. MSN destek hizmeti ücretsizdir, para karşılığı veya talep etmediğiniz halde size ulaşan destek mesajlarına itibar etmeyin.
# Windows Live Messenger listenize eklenmek için tanımadığınız biri tarafından davet alırsanız asla kabul etmeyin.
# Bilgisayarınızda yüklü olan işletim sistemi, antivirüs ve güvenlik duvarı programlarınızı sürekli güncelleyin.

Kaynak: Samanyoluhaber.com









1 Mayıs'ın Tarihçesi

1880'li yıllar, ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardı. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14-15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu.

Şirketler eşi görülmemiş bir hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.

1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu
"8 saatlik iş günü" mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.

ABD'nin şikago kentinde 40 bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylem kanla bastırıldı. Aynı kentte, bir fabrikada 8 saatlik işgünü için greve çıkan 1400 işçi işten atıldı. Aynı tarihlerde greve çıkanlara ateş açıldı ve 4 işçi yaşamını yitirdi.

Saldırılar, mücadele ateşini söndürmedi, aksine körükledi. ABD ve Kanada'da sendikalar ve diğer örgütlerin yükselttiği mücadele sonucu 1 Mayıs 1886'da yaklaşık 350 bin işçi greve çıktı. Tarih işçi sınıfının böylesine örgütlü ve kararlı tepkisine ilk kez tanık oluyordu. Tüm ülkede yaşam durdu. İşçiler üretimden gelen güçlerini kullanıyordu.

İşçilerin bu topyekün isyanı, işverenlerin tepkisini çekti. Chicago'da greve çıkan 40 bin işçinin eylemini bastırmak için, saldırılar düzenlendi. ışverenler grev kırmak için sokak çeteleriyle anlaştı. Sokak çeteleri bir taraftan işçilere saldırıyor, bir taraftan da grev kırıcılığı yapıyordu. Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

Hükümet ve işverenler, işçi eylemini kolay kolay içlerine sindiremiyordu. 1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı. Olaylara neden oldukları gerekçesiyle 8 işçi hakkında idam istemiyle dava açıldı. İşçiler idam cezasına çarptırıldı.

Dört yiğit işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES, 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi.

Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek sözlerini söyledi: "Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım."

İşçi önderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD'de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. II. Enternasyonal 1889'da Paris'te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenledi. 1890'dan başlamak üzere 1 Mayıs'ı da, "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak kabul etti.